Ayna Yayinevi
Ana Sayfa  |  Kitaplar  |  Yeni Çıkanlar  |  Çok Satanlar  |   Yazılar  |  Site Haritası  |  İletişim
 
Bir deger girmelisiniz !

Yeni Çıkanlar
 
Tanrıça'nın Sihri ve Gü..
Kadîm Pythagoras Kardeş..
Yahûdî Mistisizmi’ne Gi..
Kadîm Viking İrfânı..
Tanrıça Gizemleri..
Yeni Binyılın Toltekler..
Toltek Yolu İle Duygusa..
Yıldızların Şarkısı..
Kadîm Bilgelik..
Aşk, Bekârlık Yemîni ve..
 

Çok Satanlar
 

Kadîm Viking İrfânı..

Tanrıça Gizemleri..
Yeni Binyılın Toltekle..
Toltek Yolu İle Duygus..
Yıldızların Şarkısı..
Kadîm Bilgelik..
İsa ve Kayıp Tanrıça..
Kabballah..
Aydınlanma Nedir?..
Özgürlük Üzerine..

Yazılar
 

Gerçek Dünyâda Şamanla..
Hâlen Varlığını Sürdü..
Jung Mistisizmi’ne Gir..
Kabbalah Bilgeliği..
Kitty Ferguson ve Pyth..
Kutsal Metinlerde “Tan..
Timothy FREKE ve Peter..
Yüzüklerin Efendisi ve..
Zulu Şaman..


Gerçek Dünyâda Şamanlar

- Victor Sanchez
Çeviren: Cengiz Erengil

Son yirmi yıl içinde şamanizm, kültürel araştırılar alanında çalışan antropologlar için önemli bir araştırı konusu olmaktan çıktı, şifâ ve rûhsal gelişim alanları ile ilgilenen ve uzman olmayan kişiler için cezbedici bir konu hâline geldi. “Şamanizm” sözcüğü Sibirya’daki yerli halk arasındaki kaynağından uzaklaştı ve günümüzde çağdaş şehir topluluklarının üyelerinin çoğu tarafından kullanılmağa başlandı.

Aşağıda “Şamanizm” sözcüğünden ne anladığımı ve onu nasıl kullandığımı kısaca açıklayacağım.

Suni bir bakış açısından bakıldığında Şaman, doğaüstü güçlerle ilgilenen ve bunun için gerekli olan bilgi ve güce sâhip olan kişidir. Zamânının çoğunu şifâ vermeğe ayırır. İlgilendiği doğaüstü güçler: rûhlar, ilâhlar, varlıklar, enerjiler ve Tanrı’dır.

Bizim Şamanizm ile ilgilenişimiz, kendi doğaüstü güçleri tarafından iyileştirilmiş ve kutsanmış “gerçek bir şaman” ile buluşarak başlamıştır. Yıllar geçtikçe, bizim Şamanizm üzerine odaklanışımız da değişti. Artık biz şamanlar olmak ve başkalarını iyileştirmek istiyoruz, dünyâyı iyileştirmek istiyoruz. Şamanizm üzerine yazılmış kitâplar, düzenlenmiş workshop’lar ve seminerler bütün dünyâda bol miktarda bulunmaktadır. Birçok insân bu kitâpları okumakta ve bir şaman olmak, güç elde etmek, artık “herhangi biri” olmaktan kurtulup “belirli biri” olmak hayâli ile workshoplara katılmaktadır. Böyle bir şeyi hayâl etmek bile bizim yaşamlarımızdaki anlam eksikliğini işâret etmektedir. Modern insân için, Şamanizm ideası “güç” ideası ile ilişkilidir. Şifâ vermek için güç gerekir, hayâtta karşılaştığımız olayları değiştirmek için güç gerekir, yağmur yağdırmak için güç gerekir, kaderi değiştirmek içir güç gerekir.

Benim “hâlen varlığını sürdüren Toltekler” olarak adlandırdığım, Meksika’nın yerli halkı arasında yaşadığım deneyimler, bana bunlardan çok farklı bir bakış açısı kazandırmıştır. Bu yeni perspektiften bakıldığında, Şamanizm, “güç” ile ilişkili olmaktan çok, “hizmet” ile ilişkilidir.

Eti ile kemiği ile şaman olanların ayırt edici özelliği, kendilerini kendi topluluklarına hizmet etmeğe adamış oluşlarıdır. Onlar bu adanmışlıkları ile tanınırlar. Onların sıradışı oluşlarını sağlayan şey, güçlerinin ne kadar büyük olduğu değildir, fakat karşılığında bir şey beklemeksizin başkalarına hizmet etmeğe adanmış oluşlarındadır. Onlar bu hizmetleri karşılığında bir ücret talep etmezler. Şamanlar olarak yaptıkları etkinliklerin bir sonucu olarak diğerlerinden daha fazla gelire sâhip olmak yerine, topluluklarının en fakîr olanlarından bile daha fakîrdirler. Başkaları gibi yaşamlarını sürdürmek için ekip biçerler ve diğerleri kadar zorluklara katlanırlar, buna ek olarak topluluklarına hizmet etmek için yine zor çalışmâlarla geçen bir zamân ayırırlar.  

Bu şamanların çok cömert ve çok asil bir rûha sâhip olduklarını bildiğim için modern dünyânın “Şamanizm” sözcüğünün kural gereği aşırı basitleştirerek kullanışı beni bu sözcüğü kullanmak konusunda isteksiz kılmaktadır. Günümüzde yerlilerin bilgisi hakkında bir kitâp okuyan, Şamanizm ile ilgili bir workshop’a katılan herhangi biri, kendisini bir “şaman” olarak satmağa başlamaktadır. Başkalarının hayrânlığını kazanmak için bir imgeyi satmaktadır.

Ben de kendi çalışmâlarım sırasında uzun zamândır dünyânın her yerinde dersler veriyorum ve seminerler yönetiyorum. Workshop organizatörleri ve medya yazarları gibi birçok kişi bana “şaman” etiketli bir “elbise giydirmeğe” çalıştı. Ben bunu hiçbir zamân kabûl etmedim, çünkü ben gerçek şamanları biliyorum. Bu gerçek şamanlar hizmetleri sırasında insânlara  rûhu yansıtan bütün bir yaşam sunarlar ve onlarda yaptıkları işin onları çok önemli bir insân hâline getirdiğine dâir herhangi bir iz bulamazsınız. Bundan dolayı kendimi bu erkek ve kadınlarla aynı düzeye koymaktan her zamân sakınmışımdır. Ben konferanslarıma, şaman imgesini satanlar kadar fazla dinleyici çekemeyeceğimi biliyorum, çünkü ben onlar gibi bir “şaman” olduğumun taklîdini yapmıyorum, bir “nagual” olduğumun taklîdini yapmıyorum. Onlar gibi maskeler takıp oyun oynamıyorum.  

Bana göre bu insânların etiketler giymeğe ihtiyâç duyuşlarının arkasında, kendi önemini arttırmak gayreti vardır. Bir insânın, başkaları önünde kendini bir etiket ile tanıtmağa ihtiyâç duyuşu, hem “aydınlanmış” olanlara ve hem de onların izleyicilerine çok büyük zararlar verir. Biliyorum ki bu etiketler, pazarlayış ve kâr ediş kaygılarından dolayı takılmaktadır, fakat benim için özgürlük, onlardan çok daha değerlidir. Sonunda hepimiz yaşadığımız gibi öleceğiz. Ölüm, bizim etiketlerimizden etkilenmeyecek.

Gerçek şamanlar, hizmet almak için kendilerine baş vuranlardan kazandıkları paralarla zengin olanlar değildir.  Aksine onlar genellikle kendi topluluklarının insânlarından bile fakîrdir, çünkü onların iki işi vardır: Yaşamlarını sürdürmek için ekip biçmek ve bir şifâcı şaman olmak, ki bunun karşılığında bir bedel talep etmemek. Dolayısıyla kutsal görevleri ile karşılaştırıldığında onların iş dünyâları ikinci dereceden önem taşımaktadır. 

Şüphesiz ki, gerçek yaşamın şamanları, kitâplarda yazan mükemmel yerli ustalara benzememektedir. Şamanların da bedenleri kanar, kalpleri acı çeker, çocukları hastalanır, nefsleri ağlar ve güler. Gerçek dünyâdaki yerli şamanlar, şiddet ile dolu bir dönem yaşamışlardır. Bütün dünyâları beyâz adamın sınırsız hırsıyla sarsılmıştır. Ve şamanlar direnç göstermişlerdir. Varlıklarını sürdürebilmek için savaşmışlardır. Rûhsal geleneklerinden oluşan hazinelerini canlı tutabilmek için savaşmışlardır. Sâdece bunlar için değil, sâdece kendi çocukları için bile değil, fakat bütün dünyâ için savaşmışlardır. Ve bu dünyânın içinde siz ve ber de varız.

Onları bütün insânlık için bu kadar değerli yapan şey nedir? Yoksulluk ve yalıtılmışlık ile dolu bir yaşam içinden kendilerini ve kendi halklarını evrenin en sıradışı gücüne, üzerine konuşulamaz olana, Büyük Rûh’a eriştiren ve O’nun ile bir olmağı sağlayan bir mucizeyi gerçekleştirmiş oluşlarıdır. Ve en sıradışı olan şey, bu kaybedilen rûhsallığın yeniden kazanılışı mucizesini yaptıkları sırada aşırı yoksullukla mücâdele ederek yaşamak zorunda oluşlarıdır. Şamanlar da insândır, tıpkı sizin ve benim gibi, maddî dünyâ ile ilgilenirler ve onunla mücâdele ederler, tıpkı sizin ve benim gibi. Fakat onlar kendilerini maddî dünyânın yol açtığı acıların ve kafa karışıklıklarının üzerine yükselmeğe, Rûh’a erişmeğe ve Tanrı ile bir olmağa muktedir oluşlarıdır. Ve en büyük haber de şudur ki, onların yaptığını biz de yapabiliriz. Onlar bize yolu göstermektedir, fakat kendi yaşamlarımızda bir mucize gerçekleştirmekten biz sorumluyuz.  

Benim şamanizm ile ilgili deneyimlerim, bireysel hedeflere erişmek konusu ile çok az ilgilendikleri yönündedir. Şamanlar yaptıkları şeyleri kişisel bir şey olarak yapmazlar. Onlar toplulukları ile bir arada, katılımcı bir şekilde çalışırlar. Rûh’a dönüşün ve onunla uyum içinde yaşayışın araçlarını hatırlamak ve canlı tutmak onların görevidir. Bununla ilgili pratikler dizisini “Gelenek” diye adlandırırlar. “Gelenek” inançlardan değil, fakat pratiklerden oluşur.

Bu pratikler çok etkilidir ve insânları kendi farkındalıklarının öteki yanına geçirir. Ben bu pratikleri “Sağlık ve Özgürlük için Şaman Teknolojisi” olarak adlandırıyorum.

Yukarıdaki paragraflarda “bir birey olarak şaman” konusuna odaklandık. Şimdi, aşağıdaki paragraflarda her birimiz için olanaklı olan “Şamanik Deneyim” konusuna odaklanacağız.

Şaman özel bir kişidir, ritüellerin ve törenlerin sihirli zamânlarında oynadığı özel bir rol vardır. Bu zamânlarda, o toplantıda bulunan her birey tarafından “Şamanik Deneyim”i yaşanır ve paylaşılır. Bu anlamda “Şamanik Deneyim” hem bireyseldir ve hem de kolektiftir. Dolayısıyla “Şamanik Deneyim”, prosedürleri izledikleri sürece grubun bütün üyelerine açıktır.

“Şamanik Deneyim”in amacı, törene katılan kişilerin evrendeki her şeyi hareket ettiren, üzerine konuşulamaz güç ile kaybettikleri birlik hâlini yeniden kazanışlarını sağlamaktır. “Şamanik Deneyim” sırasında, kutsal ve sıradan, rûh ve madde, kendilik ve dışarıda olan gibi birbirinden ayrı kutuplar bir olurlar. Törene katılan kişilerin içlerindeki “tonal” ve “nagual” kısımları yeniden bütünlenir ve kişiler, birliği deneyimler.

Dolayısıyla “Şamanik Deneyim”in amacı, insânın içindeki psişik bedenin “tonal” ve “nagual” kısımlarını birleştirmektir. Kartal tüyleri ile kaplı Toltek yılanı Quetzalcoatl, bu gizli vaadin, yâni “tonal” ile “nagual”in birleşiminin sembolüdür. Yılan sürünmeği, “tonal”i ve maddî dünyâyı temsîl eder. Kartal ise uçmağı, “nagual”i ve Rûh’u temsîl eder. Fakat bir kartalın bir yılanı öldürdüğü Aztek sembolünden farklı bir şekilde, kartal tüyleri ile kaplı Toltek sembolü Quetzalcoatl’da, kartal yılanı öldürmez, fakat onlar bir olurlar. Dolayısıyla kartal tüyleri ile kaplı yılan sembolü rûh ile maddenin birliğini, “nagual” ile “tonal” arasındaki birliğin sembolüdür.

Modern şehir topluluklarında yaşayan bizler için “Şamanik Deneyim” önemlidir, ama bir şaman oluşun heyecân verici ve eğlendirici bir şey oluşundan dolayı değil. “Şamanik Deneyim” bizim gibi modern şehir topluluklarında yaşayanlar için hayâtî bir önem taşımaktadır, çünkü bizler bizi Rûh ile yeniden bağlayacak araçların eksikliğini duymaktayız. Kendimizi Rûh ile yeniden bağlayamadığımız için, bireysel düzeyde olduğu kadar, türsel düzeyde de sürekli olarak kendini yıkıcı bir süreci yaşamaktayız.  
İçinde yaşadığımız zamâna ve toplum’a uygun şamanik pratiklere ihtiyâcımız var. Yerli halkın ritüellerini ve usullerini taklîd etmeğe çalışmak yeterli olmayacaktır. Şamanizm ve Gelenek farkındalığı yönlendiren ve yükselten bir pratikler ve teknikler dizisidir. Fakat bu teknolojiler her zamân, onları kullanacak olanların özellikleri ile uyumlu olmak zorundadır. Yerli halk için bu özellikler ekip biçmek olduğu hâlde, modern şehirlerde yaşayan bizler için pratikler bizim dünyâmız ile ilişkili olmak zorundadır.

AVP (El Arte de Vivir a Proposito, Amaçlı Yaşamak Sanatı) çalışmâlarındaki çabalarımız “Yeni Toltek İrfânı”nın (“The New Toltequity”), modern dünyânın insânları için yöntemler ve prosedürler geliştirişini sağlamaktır. Bu yöntemleri ve prosedürleri uygulayarak onlar, kendilerinin öte yanına ve gerçekliğin öte yanına bir “Şamanik Sıçrayış”ı gerçekleştirebileceklerdir. Bu yolculuğun “Şamanik Deneyim” ile yapılışının sebebi, süreç tamâmlanmadan sağlığın kazanılamayacak oluşudur. Sâdece kendi ikili doğamızın yeniden birleşimi ve bütünlenişi ile biz, kendi doğal haklarım olan güce, sağlığa ve özgürlüğe kavuşabiliriz.

Bütün bu sebeplerden dolayı, ben yıllardır sürdürdüğüm çalışmâlarımda, yerli halkın arasında canlı tutulan “Şamanik Deneyimler” ile kendi modern toplumlarımız arasında bir köprü oluşturmağa çalışıyorum. Ve zamânımızın en büyük hastalığının, bize gizli farkındalığımızı, öteki kendiliğimizi ve bizi çevreleyen her şey ile aramızdaki kutsal  bağı hatırlatacak ve yaşatacak deneyimlerin eksikliği olduğu konusunda derin bir kanaate sâhibim.    
J.Krishnamurti
 

J.K.'nın yaşam öyküsüne, fotoğraflarına, günlüğünden alıntılara, kısa video kayıtlarına ulaşabileceğiniz J.K. köşesi...

 

 


Leylek Kitap


Copyright © Ayna Yayınevi 2011


Cağaloğlu Yokuşu Edes Han No:40 K:2 Cağaloğlu - İSTANBUL
Telefon: 0 212 513 80 19 - Faks: 0 212 513 81 09



designed by denizdemirdöven 
Deniz Demirdöven