Ayna Yayinevi
Ana Sayfa  |  Kitaplar  |  Yeni Çıkanlar  |  Çok Satanlar  |   Yazılar  |  Site Haritası  |  İletişim
 
Bir deger girmelisiniz !

Yeni Çıkanlar
 
Tanrıça'nın Sihri ve Gü..
Kadîm Pythagoras Kardeş..
Yahûdî Mistisizmi’ne Gi..
Kadîm Viking İrfânı..
Tanrıça Gizemleri..
Yeni Binyılın Toltekler..
Toltek Yolu İle Duygusa..
Yıldızların Şarkısı..
Kadîm Bilgelik..
Aşk, Bekârlık Yemîni ve..
 

Çok Satanlar
 

Kadîm Viking İrfânı..

Tanrıça Gizemleri..
Yeni Binyılın Toltekle..
Toltek Yolu İle Duygus..
Yıldızların Şarkısı..
Kadîm Bilgelik..
İsa ve Kayıp Tanrıça..
Kabballah..
Aydınlanma Nedir?..
Özgürlük Üzerine..

Yazılar
 

Gerçek Dünyâda Şamanla..
Hâlen Varlığını Sürdü..
Jung Mistisizmi’ne Gir..
Kabbalah Bilgeliği..
Kitty Ferguson ve Pyth..
Kutsal Metinlerde “Tan..
Timothy FREKE ve Peter..
Yüzüklerin Efendisi ve..
Zulu Şaman..


Kutsal Metinlerde “Tanrısal Olan’ın Dişil Yanı”nın Bastırılışı

- Cengiz Erengil - Ahmet Y. Özbilen

Ruth Rusca’nın “Tanrıça Gizemleri” (Ayna Yayınevi, 2012) (“Feminine Mysteries in the Bible”, 2008) adı ile Türkçe’ye kazandırılan kitâbının önsözünü yazan Chiristine Downing, yakın arkadaşı Ruth’un, Kutsal Kitâp’ta yer alan, Yahûdî olmayan dört kadının hikâyesini araştırış yolculuğunun sâikini çok yakînen biliyordu. Ruth Rusca, ameliyât ile rahmi alındıktan sonra, adetâ bir ‘çağrı’ almış gibi, ânî ve gizemli bir şekilde, Bâkire Meryem’in lekesiz ya da ‘İlk Günâh’tan ârî olarak’ anne rahmine düşüş miti tarafından çekildiğini hissetmişti. Ruth’un bu arayış ve anlayış yolculuğu, yaklaşık yirmibeş yıl süresince daha da derinleşmişti. Son onbeş yıl içinde gerçekleştirdiği workshopların da buna katkısı olmuştu.

Anadolu’daki Ana Tanrıça figürlerinden biri Aphrodite’dir. Arkeolojik kazılarda bulunan bir heykelde, Tanrıça Aphrodite sağ elini bir Roma kralının başının üzerine koyarak, onu kutsamakta, toprak ve su unsurlarının bereketlerini aktarmaktaydı. Ataerkil monoteizm tarafından reddedilen Tanrıça enerjisi, aslında Kutsal Kitâp içindeki metinlerde, her biri İbrânî dünyâsının dışından çıkıp gelmiş olan Kenanlı Tamar, Kenanlı Rahab, Moavlı Ruth ve Hititli Bathsheba’nın hikâyelerinde varlığını sürdürmüştü. Hava ve ateş unsurları ile sembolleştirilen Baba Tanrı’nın bir insân oğlunda enkarne oluşu gibi; toprak ve su unsurları ile sembolleştirilen arkaik Ana Tanrıça da bir insân kızında enkarne olmuştu. Tanrıça güçlerinin sınırsız bir şekilde işlediği büyükanneleri olan Kenanlı Tamar, Kenanlı Rahab, Moavlı Ruth, Hititli Bathsheba’dan akan dört enerji akımının damıtılmış hâli olarak beşinci arketip olan Bâkire Meryem, Tanrıça’nın bireyleşmiş kızı idî. Ruth Rusca’ya göre, bu dünyâdaki nefs yolculuğumuzun hedefi, Tanrıça’nın kızı Meryem’e içimizde, nefslerimizde hâmile kalmaktı. Altıncı arketip ise Mecdelli Meryem idî. Mecdelli Meryem rûhsal ve cinsel bütünlük, yaşam ve doğurganlık güçleri ile dolu idî.

Yukarıdaki dört kadından, kutsal metinlerde ‘Analar’ olarak da söz edilmekteydi. Tamar Pharez’in anasıydı, Rahab Boaz’ın anasıydı, Ruth Obed’in anasıydı ve Bathsheba Solomon’un, yâni Kral Süleyman’ın anasıydı. Matta İncîli’nde bu soy ağacı Joseph ile bitmekteydi, Meryem ile değil.

Tanrıça GizemleriRuth Rusca “Tanrıça Gizemleri” adlı kitâbında yaşantılarını ve sezgilerini Kutsal Kitâp’taki kadınların hikâyeleri üzerine yansıtarak ‘Tanrısal Olan’ın dişil yanı’ adlı konuyu yıllar içinde bir el halısı gibi ince ince dokumuştur. Kitâbın ana ekseni, Yahûdî-Hıristiyan geleneğinin kalbindeki ‘dişil olanın kutsal gizemleri’ ile ‘eril ile dişil güçler arasındaki simyâsal ilişki’ üzerindeki örtünün kaldırılışıdır. Bu kitâp, Kutsal Kitâp’ın yeterince dikkat edilmeyen iki boyutu olan ‘dişil gizemlerin derinliği’ ve ‘dişil gizemlerin zengin sunuluşu’ üzerine odaklanmıştır. Ruth Rusca’ya göre, önyargılarını desteklemek için Kutsal Kitâp okuyanlar, bunun yerine, sezgilerini derinleştirmek için Kutsal Kitâp’ı okusalar ve erilliğe öncelik veren alışılmış yaklaşımlar yerine, dişil teolojiyi inceleseler, kültür daha iyi yönde gelişebilecektir.

Yirmibeş yıldan fazla süren araştırısının sonunda Ruth Rusca, Kutsal Kitâp’taki dört arketipal kadının hayât hikâyelerinin Tanrıça’nın açılımı olarak okunabileceğini keşfetmiştir. Birinci kadın kahraman olan Tamar, Tapınak’ta çalışan kutsal fâhişedir ve aynı zamânda ‘kaybedilen bütünlüğü kendini adayarak aramak ârzûsunu’ bize esinlemektedir. İkinci kadın kahraman olan Rahab, kendi başına çalışan fâhişe ya da metrestir (meretrix) ve aynı zamânda ‘bütünlüğü yeniden kurmak için, yapacağımız yolculuk boyunca savaşalım diye, gereken güç ve kuvvet armağanlarını bize vererek kimliğimizi özgür bırakır’. Üçüncü kadın kahraman olan Ruth, rûh dünyâsındaki asıl köklerini unutarak, maddî dünyânın gündelik yaşamında kaybolmuş ve köleleşmiş nefslerin kurtarıcısıdır ve aynı zamânda ‘bütünlüğe ulaşalım diye gereken sadâkat, güven ve sevginin sürekliliğini sunar.’ Dördüncü kadın kahraman olan Bathsheba, Tanrıça’nın kız evlâdı olarak adlandırılır ve aynı zamânda ‘bütünlüğe ulaşım yolculuğumuz boyunca bilgelikle davranıp bilgi toplayalım ve içsel vizyon ile uyumlu ilişki kuralım diye bize cesâret verir.’

Bu dört kadın kahraman, yıkılamaz dişil yaşam gücünü, Tanrıça’nın bilgeliğini ve nefsin dönüştüren gücünü temsîl etmektedir ve nefs bilincinin gelişiminin dört düzeyini simgelemektedir. Îsâ’nın Annesi Bâkire Meryem, bu dört kadının tamâmlayıcısı olan beşinci kadındır ve aynı zamânda Bâkire Meryem’de bu dört kadının yaşamında çalışan enerjiler birlikte ‘ışık’ olsun diye yeni bir bilinç kalıbına dökülmüştür. Ve bu ışık, görünür dünyâ ile görünmeyen dünyâyı, madde ile rûhu, Meryem-Sophia olacak şekilde Bir olsunlar diye kucaklar. Bu yeni bilinç bize yaşamımızdaki olayları ebedî bir perspektiften görebilmek yetisi kazandırır. Anna’nın defne ağacının altında oturuşu, bunun sembolüdür.

Bu kadınlar, ‘yok edilemez dişil yaşam gücünü’ nesilden nesile aktarmışlardır. Bu kadınlar, kendi yaşamlarını, dualistik eril-dişil düşünüş tarzının oluşturduğu yıkıcı eğilimlerin üstesinden gelen yeni bir Yol olarak görmüşlerdir. Yıkıcı eğilimlere yol açan dualite zihniyeti, eril ve dişili, rûh ve maddeyi bir arada bulunuşları imkânsızmış gibi gösterir. Dualite zihniyeti, dişil cinsellik ve gizemlere saygı duyup onları kutlayacağına, dişil cinselliğin ve gizemlerin üzerindeki kutsiyet duygusunu ortadan kaldırarak, onlara saygısızca yaklaşmıştır. ‘Lekesiz Varoluş’ dogması, Îsâ’nın annesi Meryem’in önemini baskılamıştır. Kilise, kadınlardan ve kadınların hayât veren enerjilerinden korktuğundan, Hıristiyanlık içinde Tanrısal Olan’ın dişil yanı yüzyıllarca bastırılmıştır. Ruth Rusca bize ‘Lekesiz Varoluş’ dogmasının aslında erkeğin ve kadının içindeki dişil gizemleri sembolize ettiğini göstermektedir. Kendi içimizdeki ‘kutsal kız’ı tanıyışı bize öğretmektedir. Mecdelli Meryem’in, Tanrı oğlu Îsâ’nın kutsal karşı cinsi olduğunu anlayalım diye bize yol göstermektedir.

Ruth Rusca, 1929 yılında İsviçre’de doğmuştu. 1969 yılında Kutsal Kitâp’daki dişil gizemleri araştırmağa başlamıştı. Araştırıları onu Guatemala’dan Girit’e uzanan rûhsal ve inisiyasyon gerektiren yolculuklara sürüklemişti. Judith Bluestone Polich’in “Return of the Children of Light” adlı kitâbındaki ifâdelere bakılırsa, Ruth Rusca, bir nagual olan Don Miguel Ruiz ve çevresi ile bağlantı kurmuş ve onlarla Nagual ve Şaman gelenekleri üzerine çalışmıştı. Don Miguel Ruiz’in âile seceresi, Nagual pratiklerinin kaynağı olan kadîm Tolteklere dayanmaktaydı. Tolteklerin bu kadîm öğretisinde, insânda bulunan eril ilke Tonal olarak ve dişil ilke Nagual olarak adlandırılıyordu. Nagual, Tonal’den çok daha güçlüydü. Eğer bir Nagual öğretmeninin kontrolü altında olmadan kişide ânî bir Nagual açılışı gerçekleşirse, kişinin Tonal sistemi geçici olarak çökebiliyordu. Buna Orta Doğu’daki ezoterik öğretilerde ‘Meczûb Olmak’ deniyordu. Paulo Coelho bunu, Pavlus’un deyişiyle ‘Kutsal Çılgınlık’ olarak adlandırıyordu. Shekinah’ın etkilediği kişiler, şarkı söylüyorlardı, gülüyorlardı, yüksek ses ile duâ ediyorlardı, dans ediyorlardı. Neşeli idiler, çünkü içlerindeki sevgi, dünyâyı yenmişti.

Ruth Rusca, Kutsal Kitâp’ı oluşturan metinler üzerinde yıllarca çalışmıştı. Girit adasındaki ezoterik merkezlerde Tanrısal Olan’ın dişil yanı üzerinde deneyimler yapmıştı. Sonunda bastırılmış ‘ezoterik dişil gizemleri’ açıklayan altı dişil arketipe ulaşmıştı. Bu altı dişil arketip Tanrıça teriminin açılımlarıydı ve ‘nefs bilincinin gelişiminin altı düzeyini’ temsîl etmekteydi. Ruth Rusca sözleri, yazıları ve workshopları ile Tanrıça Gizemleri’ni insânlara açıklamağa başlamıştı. Yüzyıllar içinde bu Tanrıça Gizemleri’nin gücünden nasıl korkulduğunu, bu korkunun dişiliği reddetmeğe nasıl vardığını, erkek ile kadın arasındaki ilişkilerin nasıl yıkıcı ve dualistik bir önyargıya vardığını ortaya koymuştu. Kilise’nin oluşturduğu ‘Lekesiz Varoluş’ dogmasının, Tanrısal Olan’ın dişil yanının Hıristiyanlık içinde  bastırılışını nasıl temsîl ettiğini açıklamıştı. 1985 yılından 2000 yılına kadar, 15 yıl boyunca “Kutsal Kitâp’taki Nefs Terbiyecileri” adında workshoplar düzenlemişti. Yahûdî-Hıristiyan geleneğin kalbinde yatan eril güçler ile dişil güçler arasındaki simyâsal ilişki; ‘Dişiliğin Kutsal Gizemlerinin’ üzerindeki örtünün kaldırılışı; Eski Ahid içindeki dört arketipal kadın; Dişil hayât gücü; Tanrıça’nın bilgeliği; Nefsin dönüştürücü gücü, bu worshoplarda işlenen konulardan bâzılarıydı.

Son birkaç yüzyılda “Kutsal Metinlerde Tanrısal Olan’ın Dişil Yanının Bastırılışı” konusu popüler olmuştur. Bâzı Gnostik incîllerin ortaya çıkışı ve dünyânın saygın üniversitelerindeki araştırıcıların bu konuya eğilişi hayli zengin bir literatür oluşturmuştur. Timothy Freke ve Peter Gandy’nin çalışmâları bu zengin literatürü bize başarı ile tanıtmaktadır. Paulo Coelho ve Dan Brown gibi bestseller roman yazarlarının bu konuya eğildiklerini görmek, bu yüzden bizi şaşırtmamaktadır. Aşağıdaki paragraflarda kısa alıntılarla size bu konuyu serimlemeğe çalışacağız.

Paulo CoelhoPaulo Coelho’nun, “By the River Piedra I Sat Down and Wept” (1996) (“Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum, Ağladım”, Can Yayınları, 1997) adlı romanındaki Karizmatik Şifâcı erkek kahraman, sevgilisi Pilar’a kendisine şifâ ve mucize armağanlarını aktaran Tanrıça’dan söz eder. Bâzen Tanrıça’dan Bâkire Meryem olarak da söz eder. Bâkire Meryem’in (Virgin Mary), Tanrı’nın kadın yüzünün ete kemiğe bürünmüş hâli olduğunu; Îsâ’nın ise Tanrı’nın erkek yanının ete kemiğe bürünmüş hâli olduğunu söyler. Bâkire Anamızın Lekesiz Varoluş’undan (Immaculate Conception) söz eder. Bu dünyâdaki misyonunun, insânlara şifâ vermek ve onlara Tanrısal Olan’ın dişil yanını açıklamak olduğunu söyler. Paulo Coelho, kendisi ile yapılan bir söyleşide, kendi içindeki dişil yanı deneyimlemek için zamân zamân çöle gittiğini ve orada günlerce kaldığını açıklamıştır. Romanlarındaki dişi kahramanların, kendi içindeki dişil yanın özellikleriyle beslendiğini söylemiştir.

Şunu belitmek zorundayız ki, Lekesiz Varoluş kavramının anlamı üzerinde tam bir uzlaşı yoktur. Bâzıları, bu kavramın Meryem’in Îsâ’ya Hâmile Kalışı ile bağlantılı olduğuna inanır, bâzıları ise, Ruth Rusca gibi, Meryem’in lekesiz olarak anne rahmine düşüşünün, İlk Günâh’tan âzâde oluşu ile ilişkili olduğuna inanır.

Timothy Freke ve Peter Gandy, “The Jesus Mysteries” (1999) [“Îsâ’nın Gizemleri”, Ayna Yayınevi, 2005] adlı kitâplarında gizemleri anlamlandırış çabalarını bize sunarlar.

“Büyük Ana Tanrıça, antik dünyâya hâkim olan büyük bir figürdü. Büyük Ana Tanrıça, Mısır ülkesinde İsis ve Grek ülkesinde Demeter olarak biliniyordu. Büyük Ana Tanrıça Osiris’in ve Dionysus’un annesi, kardeşi ya da karısı idî. Pagan, Yahûdî ve Hıristiyan mitolojilerinin temelini oluşturan bir felsefeyi öğrettiklerini iddiâ eden Essenîler, Îsâ’yı, Büyük Ana’nın ölen genç oğlu ‘çok biçimli Attis’ ile aynı kişi olarak görüyorlardı. Bu mitsel figü,r Essenîlerin ilâhîlerinde Adonis, Osiris, Pan, Baküs ve Beyâz Yıldızların Çobanı olarak geçiyordu. Gnostik Hıristiyanlar Îsâ’yı Osiris ve Dionysus ile aynı kişi olarak görüyorlardı. Hyppolytus bunların Pagan Gizemlerinin inisiyeleri olduklarını iddiâ ediyordu.”

Timothy Freke ve Peter GandyTimothy Freke ve Peter Gandy, “Jesus and the Goddess” (2001) [“Îsâ ve Kayıp Tanrıça”, Ayna Yayınevi, 2006] adlı kitâplarında gizemleri anlamlandırmağı sürdürürler.

“Hıristiyan Mit döngüsünde Sophia, Pleroma’nın son arketipidir. Achamoth ise Kenoma mağarasının kenarındaki Ogdoad’da yaşar. Tanrıça’nın iki görünüşü, Işığın Haçı’nın her iki yanında bulunur. Christ aeonunun misyonu tamamlandığı ve ruhsal özün tüm kayıp tohumları bir araya getirildiği zamân, Tanrıça’nın iki görünüşü bir olacaktır.”

“Mısır’dan çıkış alegorisinde, Joshua/Îsâ, Vaad Edilen Topraklar’a geldiği zamân, fâhişe Rahab’ı, surlarla kaplı Eriha şehrinden kurtarır. Burada Rahab, psişeyi, Eriha şehri ise bedeni sembolize eder. Matta İncîli, özellikle Rahab’ı, Îsâ Mesih’in atalarından biri olarak adlandırarak bu hikâye ile İncîl’deki, fâhişe Mecdelli Meryem’i kurtaran Îsâ Hikâyesi arasında mitolojik bir yansıtışa işâret eder.”

“Gnostik İncîllerde anlatılan bir Îsâ Hikayesi’nde hem Bâkire Meryem ve hem de Kurtarılan Fâhişe Mecdelli Meryem Îsâ’nın Çarmıhı’nın önünde dururken tasvîr edilirler. Bâkire Meryem Sophia’yı (Cennet’teki nefs) ve Mecdelli Meryem Achamoth’u (dünyâya düşmüş ve cehâlet içinde kaybolmuş nefs) temsîl etmektedir. Îsâ, Bâkire Meryem’e “Anne bu senin çocuğun” der, [yâni aslında “Bu senin dünyâya düşmüş ve cehâlet içinde kaybolmuş hâlin” demektedir.] Mecdeli Meryem’e ise “Bu senin annen” der, [yâni aslında “Bu senin Cennet’teki hâlin” demektedir.] O ândan sonra iki kadın aynı evi paylaşmağa başlarlar. Eleusis Miti’nin sonunda Tanrıça’nın iki görünüşü olan Demeter ile Persephone’nin birleşimi gibi, Îsâ Miti’nde de Bâkire Meryem ile Mecdelli Meryem birleşir, Îsâ “Tamâmlandı!” der.”

Dan BrownDan Brown, “The Da Vinci Code” (2003) [“Da Vinci Şifresi”, Altın Kitâplar, 2003] adlı kitâbında, Mecdelli Meryem’in (Mary Magdelene) aslında Îsâ’nın Son Akşam Yemeği’nde tasvîr edilen Kutsal Kâse (Holy Grail) olduğu tezini ileri sürer. Mecdelli Meryem, Îsâ’nın karısı olarak tanıtılır, tıpkı Shekinah’ın Yahweh’in karısı olarak tanıtılışı gibi. Mecdelli Meryem’in Kutsal Kâse ile sembolleştirildiği bilgisinin, Sion Tarîkatı tarafından sır olarak saklanan gizli bir yazıda var olduğu söylenir.

Darrell Bock, “Breaking the Da Vinci Code” (2004) [“Da Vinci Şifresinin Kırılışı”, Nokta Kitâp, 2004]  adlı kitâbında Shekinah teriminin Tanrı’nın Görkemini ya da İzzetini işâret ettiğini belirtir. “Da Vinci Şifresi” adlı romanda, Shekinah’ın Tanrı Adı olan Yahweh ile bir çift oluşturulduğunun yazılmış olduğundan söz eder. Dan Brown’ın eril Yahweh ile dişil Shekinah’ın birbirini tamamlayan kutuplar olarak Tanrı ile birlikte var olduklarını söyleyişinin bir uydurmâ olduğu konusunda ısrâr eder.

Şunu belirtmek zorundayız ki, bâzı kutsal metin yorumlarında Tanrı El ile Tanrıça Shekinah, Sabbath günü bir düğün gecesindeki gibi birlikte olurlar.

Tasavvuf metinlerinde Meryem ve Îsâ alegorik bir biçimde sıkça kullanılmıştır. Aşağıda bunun bir örneğini sunuyoruz.

İsmâil Emreİsmâil Emre 1960’lı yıllarda şu sözleri söylemişti: “Akıl Meryemimiz, İlâhî Kelâm nefhalarını dinleyip hâmile kalırsa,günü geldiğinde manevî Îsâ’mızı doğurur.” Bu sözlerde rûhsal yolculuk içinde ilerleyen arayıcının içinde Îsâ’ya hâmile kalışından söz edilmektedir. Ruth Rusca’nın “Tanrıça Gizemleri” adlı kitâbında ise, rûhsal yolculukta arayıcının içinde Meryem’e hâmile kalışından söz edilmekteydi. 

Ezoterik öğretilerde her insânın nefsi (soul) Göklerden ya da Cennetten yeryüzüne düşmüş olarak kabûl edilir. Yeryüzüne düşen nefs ya da tanrısal kıvılcım (divine spark) gündelik yaşam içinde başıboş dolaşırken, kaybolur, cehâlet içinde yaşar ve tecâvüze uğrar. Düşmüş olan her nefs kaybolmuştur, câhildir ve tecâvüze uğramıştır. Sâdece Bilgeliği ya da Hikmeti (Sophia) kazanarak kişi bu durumdan kurtulabilir. Sophia bu düşmüş ve kaybolmuş nefsin Göksel Kaynağını yeniden yaşayış yolculuğunda ona rehberlik eder. Pythagoras kendisinin bir filozof ya da ‘Sophia’nın Aşığı’ (‘Lover of Sophia’) olduğunu söyleyen ilk kişidir.

J.Krishnamurti
 

J.K.'nın yaşam öyküsüne, fotoğraflarına, günlüğünden alıntılara, kısa video kayıtlarına ulaşabileceğiniz J.K. köşesi...

 

 


Leylek Kitap


Copyright © Ayna Yayınevi 2011


Cağaloğlu Yokuşu Edes Han No:40 K:2 Cağaloğlu - İSTANBUL
Telefon: 0 212 513 80 19 - Faks: 0 212 513 81 09



designed by denizdemirdöven 
Deniz Demirdöven