Ayna Yayinevi
Ana Sayfa  |  Kitaplar  |  Yeni Çıkanlar  |  Çok Satanlar  |   Yazılar  |  Site Haritası  |  İletişim
 
Bir deger girmelisiniz !

Yeni Çıkanlar
 
Tanrıça'nın Sihri ve Gü..
Kadîm Pythagoras Kardeş..
Yahûdî Mistisizmi’ne Gi..
Kadîm Viking İrfânı..
Tanrıça Gizemleri..
Yeni Binyılın Toltekler..
Toltek Yolu İle Duygusa..
Yıldızların Şarkısı..
Kadîm Bilgelik..
Aşk, Bekârlık Yemîni ve..
 

Çok Satanlar
 

Kadîm Viking İrfânı..

Tanrıça Gizemleri..
Yeni Binyılın Toltekle..
Toltek Yolu İle Duygus..
Yıldızların Şarkısı..
Kadîm Bilgelik..
İsa ve Kayıp Tanrıça..
Kabballah..
Aydınlanma Nedir?..
Özgürlük Üzerine..

Yazılar
 

Gerçek Dünyâda Şamanla..
Hâlen Varlığını Sürdü..
Jung Mistisizmi’ne Gir..
Kabbalah Bilgeliği..
Kitty Ferguson ve Pyth..
Kutsal Metinlerde “Tan..
Timothy FREKE ve Peter..
Yüzüklerin Efendisi ve..
Zulu Şaman..


En Son Bilinç Hali

Aydınlanma nedir? - Ken WILBER
Chandogya Upanişad'da, Brahman--saltık gerçeklik, en son bilinç hali--göz kamaştırıcı ölçüde yalın ve dolaysız terimlerle betimlenir: Saltık "bir ikinci olmaksızın Bir"dir. O esinlendirici Upanişad metni 'en son'u, bir ikincinin yaratıcısı, denetleyicisi, yöneticisi ya da efendisi olarak betimlemez; Bir'den ne bir ikinciye karşıt olarak, ne de bir ikincinin dışında, üzerinde, yukarısında ya da ötesinde olarak söz eder--bir ikinci olmaksızın Bir'den söz eder. Başka bir deyişle Saltık öyledir ki, Onun dışında hiçbir şey, Ondan ayrı hiçbir şey, Ona başka olan hiçbir şey yoktur; bu olgu İşaya'da "Rab benim ve başkası yoktur" biçiminde dile getirilmiştir. Tüm bunların anlamı, Brahman'ın dışında gerçekten hiçbir şeyin olmadığı, Saltığın dışında hiçbir şeyin olmadığıdır. Eski bir Zen Ustasının sözleriyle:

Tüm Budalar ve tüm duyarlı varlıklar onun yanısıra hiçbir şeyin varolmadığı Bir Zihinden başka bir şey değildir. Yukarınızda, aşağınızda ve çevrenizde her şey eşzamanlı olarak vardır, çünkü Buda-Zihninin dışında bir yer yoktur.

Hiç kuşku yok ki, eğer Saltığın dışında herhangi bir şey olsaydı, bu hemen Ona bir sınırlama yüklerdi, çünkü Saltık o zaman bir ikinci olmaksızın Bir olmak yerine, bir ikincinin dışındaki bir olurdu. Dolayısıyla Brahman'ın, Buda-Zihninin, Tanrının-Zatının saltık olarak her-şeyi-kuşatan, her-şeyi-kapsayan ve her-şeye-yayılan diye adlandırılması bu anlamdadır. Upanişadlar "Tüm dünya Brahman'dır" ve "Bu da Brahman'dır" dediği zaman; Lankavatara Sutra "Dünya Zihinden başka bir şey değildir" ve "Her şey Zihindir" diye duyurduğu zaman; Awakening of Faith "Tüm şeyler yalnızca Bir Zihinden çıkar" diye bildirdiği zaman; Taocu metinler "Tao'nun dışında hiçbir şey yoktur; O'nun dışına çıkamazsınız" diye ısrar ettikleri zaman, işte bunu demek isterler. Petrus'un İşlerini alıntılayalım:

Yalnızca ruhun algıladığısın, bana babasın, annem, kardeşim, dostum, kefilim, kahyamsın: sen Her şeysin ve Her şey sendedir: ve sen VARSIN ve senin dışında başka hiçbir şey YOKTUR.

Bu doğrudur, çünkü Thomas İncili'nde Christ şöyle diyordu:

Ben hepsinin üstünde olan Nurum, Ben Her şeyim, her şey Benden ileri geldi ve Her şey Bana erişti. Bir parça tahta koparın, ben oradayım; taşı kaldırın, orada Beni bulacaksınız.

Tüm dünyanın gerçekten Brahman olduğu ifadesi, imgelem gücü aşırı yüksek kafalarda genellikle tekbiçimli, her-şeye-yayılan, özelliksiz ama tanrısal duygusallıklar yaratır--geride kusursuz ama şekilsiz bir Her-şeyi-bilen, Her-şeyi-bağışlayan, göksel Boşluk bırakarak, tüm türlülük ve çokluğun bir an içinde bütünüyle buharlaşması. Böyle zihinsel taşkınlıklarda bocalamamızın tek nedeni "Her şey Brahman'dır" ifadesinin, evren hakkında bir tür bilgi ya da veri içeren, böyle ele alındığında anlamını ancak tüm çokluğun tekbiçimli, türdeş ve değişmez bir duygusallık olarak resmedebileceğimiz mantıksal bir önerme olmasını beklememizdir.

Ama "Her şey Brahman'dır" ifadesi, felsefi bir sonuçla, mantıksal bir kuramla, ya da gerçeklik üzerine salt sözel bir açıklamayla karıştırılmamalıdır; çünkü her zamanın ve her yerin bilgeleri, Saltığın gerçekten söze dökülemez, üzerine konuşulamaz, sözcüklerin, simgelerin ve mantığın ötesinde olduğunu hep bir ağızdan savunmuşlardır. Bunun nedeni Saltığın sözcüklere dökülemeyecek kadar gizemli, yüce ya da karmaşık oluşu değil, tersine, simgeler ve imler ağı içine yakalanamayacak kadar yalın, açık ve yakın oluşudur. Onun dışında hiçbir şey olmadığı için, Onu tanımlamanın ya da sınıflandırmanın hiçbir yolu da yoktur. Johannes Scotus'un (Erigena) dediği gibi, "Tanrı Kendisini, Kendinin ne olduğunu bilmez, çünkü O bir şey değildir; belli bir bakımdan O, Kendisi için ve her akıl için kavranılamazdır." Ya da Vedanta Hinduizminin Ustası Shankara'nın açıkladığı gibi:

"Brahman'ın ait olduğu hiçbir sınıf, hiçbir ortak cins yoktur. Dolayısıyla, şeyler kategorisini imleyen sözcüklerle gösterilemez. Ne de nitelikle gösterilebilir, çünkü nitelikleri yoktur; ne de etkinlikle, çünkü etkinliksizdir. Kutsal metinlere göre, "parçaları ya da etkinliği olmaksızın dinginliktedir." İlişki ile de gösterilemez, çünkü "bir ikincisizdir" ve kendisinden başka hiçbir şeyin nesnesi değildir. Dolayısıyla sözcükle ya da düşünceyle tanımlanamaz. Kutsal Kitabın dediği gibi, "önünde sözcüklerin geri çekildiği Bir'dir."

Gerçekten bu, aynı zamanda, Wittgenstein'ın felsefesinin bütün demek istediğidir; eş deyişle, bir bütün olarak gerçekliğe ilişkin hiçbir geçerli yargıda bulunamayız, çünkü onu tanımlayabilmemizi sağlayan bir duruş alabileceğimiz, onun dışında herhangi bir yer yoktur. Başka türlü söylersek, "Bir bütün olarak dünya hakkında bir şeyler söyleyebilmemiz ancak dünyanın dışına çıkabilirsek, yani dünya bizim için bütün dünya olmayı sona erdirirse olanaklıdır. . . . [Ama] bizim için, bir sınırı olamaz, çünkü dışında hiçbir şey yoktur." Ve hiçbir sınırı olmadığı için--çünkü o ikincisi olmayan birdir--tanımlanamaz ya da sınıflandırılamaz. Sözgelimi bir "balığı" tanımlayabilir ve sınıflandırabilirsiniz, çünkü balık olmayan, örneğin kaya, ağaç, timsah gibi şeyler vardır; balık olanla balık olmayan arasında zihinsel bir çizgi çekerek, balığı tanımlayabilir ve sınıflandırabilirsiniz. Ama Brahman'ın "ne" olduğunu tanımlayamaz ya da söyleyemezsiniz, çünkü O olmayan hiçbir şey yoktur--bir ikincisi olmayan olduğu için, Onun dışında hiçbir şey yoktur ve dolayısıyla sınıflandırıcı çizginin çekileceği hiçbir yer de yoktur.

Bu yüzden, Saltık, kendinde gerçek dünya, aynı zamanda Boşluk diye de adlandırılır; çünkü gerçekliğe ilişkin tüm tanımlar, önermeler ve ifadeler boş ve anlamsızdır. "Gerçeklik Sınırsızdır" gibi ifadeler bile tam olarak uygun düşmeyecektir, çünkü "sınırsız," "sınırlı olan"ı dışlar. Daha doğrusu, Saltık, tüm kavramsal karmaşıklıktan bütünüyle yoksundur. Aynı şekilde "boş" sözcüğü bile, eğer mantıksal bir düşünce olarak alınırsa, geçerlik taşımaz. Nagarajuna'nın sözleriyle:

Ona boş ya da boş değil denemez,
Ya da hem ikisi birden hem hiçbiri;
Ama onu göstermek için,
Ona "Boşluk" denir.

Gerçeklik üzerine tüm önermeler boş ve geçersiz olduğuna göre, elbette aynı şey "Her şey Brahman'dır" ifadesi için de geçerlidir --eğer bu ifade olgusal, mantıksal bir önerme olarak alınırsa. Eğer, sözgelimi Brahman başka olgular arasında somut ve kategorik bir olgu olarak alınsaydı, o zaman "Her şey Brahman'dır" ifadesi bütünüyle saçma olurdu: Bir şeyi her şeye dayandırmak onu hiçbir şeye dayandırmamaktır. Ama Brahman, herhangi bir mantıkçının bize söyleyebileceği gibi, başka olgular arasında bir olgu değil, ama tüm olguların Olgusudur. "Her şey Brahman'dır" yalnızca mantıksal bir önerme değildir; daha çok deneyimsel bir vahiydir ve önermenin mantığı herkesin kabul ettiği gibi çok kusurluyken, deneyimin kendisi öyle değildir. "Her şey Brahman'dır"ın deneyimlenmesi, Saltığın dışında tek bir şey bile olmadığını çok açık kılar--sözcüklere çevrildiğinde, saçmalıkla karşı karşıya kalsak bile. Ama, Wittgenstein'ın diyeceği gibi, Saltık söylenemese bile gösterilebilir.

Brahman'ın dışında hiçbir şey olmadığı içgörüsü, aynı zamanda Ona karşıt hiçbir şey olmadığını da imler; eş deyişle, Saltık hiçbir karşıtı olmayandır. Böylece, İkilik-olmayan, İki-olmayan, Karşıt-olmayan diye de adlandırılır. Üçüncü Zen Babasından alıntılayacak olursak:

Tüm ikilik biçimleri
Zihnin kendisi tarafından cahilce uydurulur.
Havada uçuşan görüler ve çiçekler gibidirler:
Onları yakalamak için niye sıkıntıya girmeli?
İkilik artık geçerli olmadığı zaman,
Birliğin kendisi bile öyle kalmaz.
Hakiki Zihin bölünmemiştir
Doğrudan bir tanım gerektiğinde,
Ancak şunu diyebiliriz: "İki-olmayan!"

Ama, Seng-t'san'ın belirttiği gibi, "İki-olmayan" tam olarak Bir anlamına gelmez; çünkü arı Birlik daha çok kendi Çokluk karşıtını dışladığı için ikiliktir. Tekil Bir çoğul Çok'a karşıtken, İkilik-olmayan her ikisini de kapsar. "İkincisi olmayan Bir"in anlamı "Karşıtı olmayan Bir"dir, yoksa Çok'a karşıt Bir anlamında değildir. Böylece, yukarıda ipuçlarını verdiğimiz gibi, Saltığı, türlülüğü dışlıyor olarak, ayrımlaşmamış birci bir lapa gibi resmetmemeliyiz, çünkü Brahman hem birliği hem de çokluğu bir denge içinde kucaklar.

Şimdi, buraya dek söylenenlerin anlamı şudur: İkilik-olmayanın dışında gerçekte hiçbir şey olmadığı için, uzayda ya da zamanda Saltığın olmadığı hiçbir nokta yoktur. Bu, Saltığın bir parçasının--panteizmde olduğu gibi--her bir şeyde bulunduğu anlamına gelmez, çünkü bu, sonsuzun içerisine bir sınır getirmek, her şeye sonsuz pastanın farklı bir dilimini yüklemek demektir. Doğrusu, bütün Saltığın, uzay ve zamanın her noktasında eksiksizce ve bütün olarak bulunduğudur ve bunun tek nedeni her bir noktada farklı bir sonsuzunuzun olamayacak olmasıdır. Aziz Bonaventura'nın dediği gibi, Saltık "merkezi her yerde olan ve çevresi hiçbir yerde olmayan bir küredir," öyle ki, Plotinos'un sözleriyle, "hiçbir yerdeyse de, hiçbir yer o değildir."

Saltığın, ancak eğer kendisi uzaysızsa, uzayın her noktasında bütünüyle var olabileceğine dikkat edin. Eckhart'ın verdiği örneği kullanacak olursak, nasıl ki gözleriniz yalnızca kendisinde kırmızı renk olmadığı ya da "kırmızısız" olduğu için kırmızı renkli şeyleri görebiliyorsa, aynı şekilde Saltık da tüm uzayı kapsayabilir, çünkü Kendisinde uzay yoktur, ya da "uzaysız"dır. Yeri gelmişken belirtelim, o denli çok sayıda meleğin bir iğne deliğine sığabilmesinin--yine de hiç yer kaplamamasının--nedeni budur.

J.Krishnamurti
 

J.K.'nın yaşam öyküsüne, fotoğraflarına, günlüğünden alıntılara, kısa video kayıtlarına ulaşabileceğiniz J.K. köşesi...

 

 


Leylek Kitap


Copyright © Ayna Yayınevi 2011


Cağaloğlu Yokuşu Edes Han No:40 K:2 Cağaloğlu - İSTANBUL
Telefon: 0 212 513 80 19 - Faks: 0 212 513 81 09



designed by denizdemirdöven 
Deniz Demirdöven