Ayna Yayinevi
Ana Sayfa  |  Kitaplar  |  Yeni Çıkanlar  |  Çok Satanlar  |   Yazılar  |  Site Haritası  |  İletişim
 
Bir deger girmelisiniz !

Yeni Çıkanlar
 
Tanrıça'nın Sihri ve Gü..
Kadîm Pythagoras Kardeş..
Yahûdî Mistisizmi’ne Gi..
Kadîm Viking İrfânı..
Tanrıça Gizemleri..
Yeni Binyılın Toltekler..
Toltek Yolu İle Duygusa..
Yıldızların Şarkısı..
Kadîm Bilgelik..
Aşk, Bekârlık Yemîni ve..
 

Çok Satanlar
 

Kadîm Viking İrfânı..

Tanrıça Gizemleri..
Yeni Binyılın Toltekle..
Toltek Yolu İle Duygus..
Yıldızların Şarkısı..
Kadîm Bilgelik..
İsa ve Kayıp Tanrıça..
Kabballah..
Aydınlanma Nedir?..
Özgürlük Üzerine..

Yazılar
 

Gerçek Dünyâda Şamanla..
Hâlen Varlığını Sürdü..
Jung Mistisizmi’ne Gir..
Kabbalah Bilgeliği..
Kitty Ferguson ve Pyth..
Kutsal Metinlerde “Tan..
Timothy FREKE ve Peter..
Yüzüklerin Efendisi ve..
Zulu Şaman..


Yoganın Gerçek Amacı

Aydınlanma nedir? - Gopi KRISHNA

Hindistan'ın tüm kadim yazılarında, yoga ustaları, başka sınıflardan insanlar karşısında eşsiz bir yer tutarlar. Yoga üzerine yazılanlar olağanüstü çoktur. Yalnızca bir bölümü batı dillerine çevrilmiştir ve konuyla ilgili yeterli bilginin olmayışının sonuçlarından biri de, yoganın gerçek anlamı ve öneminin henüz açıkça anlaşılmamasıdır.

Genel olarak Hindistan'daki tüm yoga dizgeleri iki kategoriye ayrılır: Raja yoga ve Hatha yoga. Sanskritçede Raja, kralı anlatır; Hatha'nın anlamı ise şiddettir. Raja yoga kendini gerçekleştirmenin krallara yaraşır ya da kolay yolunu, Hatha ise daha zorlu yolu imler. Her iki sistemin de temelleri Veda'lar ve Upanişad'lar üzerinde yükselir; ana pratikler ve disiplinler her ikisinde de ortaktır.

Hatha yogada soluk alıp verme alıştırmaları zorludur. Bu çalışmalarda, soluk alıp vermeyi geçici olarak durdurmak için akciğerlerden hava çıkmasını ya da akciğerlere hava girmesini önlemek üzere çene, diyafram, dil ve bedenin başka parçaları kimi olağandışı pozisyonlara sokulur. Bunun sinir sisteminde ve beyinde ağır etkileri olabilir ve kuşkusuz böyle bir disiplin birçok tehlike içerebilir. Hindistan'da bile, ancak ölümle yüzyüze gelmeye hazır olanlar Hatha yoganın aşırı uçtaki disiplinlerine girmeyi göze alırlar.

Bu biçimlerdeki yoganın, kendini gerçekleştirmek için biricik yol olduğu bir an için bile düşünülmemelidir. Tersine, dünyadaki en eski yazılı dinsel metinler olan Vedalar'da yogadan pek söz edilmez. Hindistan'daki tüm felsefi dizgelerin ve tinsel düşüncenin temel kaynağı olan Upanişadlar'da bile, daha eski olanların ancak ikisinde ya da üçünde yogaya kısaca değinilmiştir. Hindistan'ın en popüler kutsal metni--Bhagavad Gita--ve en büyük tinsel öğretmenlerden kimileri, hedefe erişmek için başka disiplinleri önerirler. Bunlar: nishkama karma (Tanrıya benlikten uzak hizmet); bhakti (tanrısal güce adanma tutumu); jnana (hakiki olanın sahte olandan ayırt edilmesi üzerine akıl çalışmaları); ve upasanadır (dünyadaki neredeyse tüm büyük dinlerde buyurulan tapınma ve öteki dinsel disiplin biçimleri).

Bununla birlikte, yoganın kendine özgü bir değeri ve önemi vardır. Yoğun bir eğitim eşliğinde, bir dizi disiplini, bir yaşam süresi içinde tinsel aydınlanmayı olanaklı kılma amacıyla birleştirir. Hindistan'da, insan ruhunun art arda doğumlar ve ölümler yaşadığı, önceki yaşamlarda yapılanların meyvesini toplamak için bu olaylar ve üzüntüler dünyasına tekrar tekrar gelindiği söylenir. Kişi dinsel disiplin pratiğiyle neden ve etki zincirini kırıp, her-şeye-yayılan, her-şeyi-bilen Evrenin İlk Nedeni ile en son birlik haline erişinceye kadar, bu döngü sürer.

Raja yoga üzerine en güvenilir kabul edilen kitap, Patanjali'nin ikibin yıldan daha uzun süredir yüksek saygı gören yapıtı Yoga Sutraları'dır. Hatha yoga konusunda ise Hatha Yoga Pradipika, Siva Samhita ve Tantralara dayanan başka kitaplar yetke kabul edilir. Tantrik felsefe ve tantrik tapınma çeşitleri üzerine yüzlerce kitap vardır.

Patanjali tarafından anlatılan yoga, sekiz adım ya da parçadan oluşur ve bu nedenle Ashtanga yoga diye bilinir--yani sekiz kollu yoga. Hatha yoganın da aynı sekiz bölümü vardır, ayrıntılarda küçük farklılıklar gösterir.

Yoganın sekiz kolu şunlardır: yama, her tür kötü düşünce ve eylemden geri durma anlamına gelir; niyama, saflık, ağırbaşlılık, hoşnutluk, kutsal metin incelemesi, Tanrıya adanma gibi günlük dinsel pratikler anlamına gelir. Üçüncüsü asana'dır, duruş ya da bir başka deyişle, yoga pratiği için en sağlıklı ve elverişli oturma biçimi demektir. Dördüncü kol pranayama'dır, soluğun düzenlenmesi ve denetlenmesi anlamındadır. Beşincisi pratyahara, zihnin denetimi altına getirilmesi için duyulara boyun eğdirilmesidir, ki konsantrasyon için zorunlu bir hazırlıktır. Altıncısı dharana olarak bilinir ve zihnin konsantrasyonudur. Yedincisi dhayana'dır, belli bir süre kesintisiz konsantrasyon ya da derin tefekkür demektir. Sekizincisi samadhi'dir, içsel gerçekliğe ilişkin esrimeli ya da kendinden geçmiş tefekkür halidir.

Böylece, yoganın kimi zaman sanıldığından daha kapsamlı ve karmaşık olduğu görülecektir. Yoga, meditasyon yaparken bedeni sağlam ve düz tutma yönteminden başka bir şey olmayan asana ya da duruş değildir. Çeşitli asanaların uygulanması sağlık için bir alıştırmadır ve çeşitli asanaları etkili biçimde uygulayan bir kişinin yoga yaptığını söylemek yanlıştır. Söylenecek doğru şey, kişinin bedenini sağlıklı ve esnek tutmak için bu alıştırmaları yaptığıdır.

Hatha yoga üzerine yazılmış kitaplarda böyle büyük bir asana çeşitliliğini şart koşmanın nedeni, acemilerin yoğun konsantrasyon sırasında saatlerce oturmak zorunda olmalarıdır. Kimi alıştırmalar bedeni uygun bir biçimde tutmak için zorunludur. Raja yoga üzerine yazılmış kitaplar, bir asana seçmeyi genellikle öğrenciye bırakırlar. En çok seçilenler padamasana ve siddhasana'dır.

1

Tek başına konsantrasyon, hatta asana ve pranayama ile güçlendirilmiş konsantrasyon bile yoga değildir. Hindistan'da, seksen dört asana'nın tümünü yetkinlikle yerine getirebilen ve bunu tüm yaşamları boyunca sürdürebilen, ama aydınlanmaya hiçbir zaman ulaşamayan çileciler vardır. Soluk almayı günlerce durdurabilen çileciler de vardır, o kadar ki toprak altına gömülebilirler ya da günlerce ve haftalarca boğulmaksızın sıkıca kapatılıp lehimlenmiş hava geçirmez odacıklara konulabilirler. Ama böyle ağır ölçütlere karşın, çoğu kez, en küçük bir bilinç gelişmesi yaşamaksızın ya da aşkın doğaya ilişkin hiçbir içgörü kazanmaksızın, derin bir uykudan ya da baygınlıktan uyanan biri gibi uyanırlar. Buna jada-samadhi denir, anlamı bilinçsiz samadhi'dir. Kış uykusuna yatan ayı ve kurbağalarınkine benzeyen, bir tür askıya alınmış canlılık durumudur.

Hindistan'da, günde yirmi dört saat meditasyon duruşlarına göre oturan çileciler de vardır. Dik otururken uyurlar ve birkaç saat sonra uyandıklarında meditasyonlarını sürdürürler. Yalın bir yaşam sürerler, tüm zamanlarını meditasyonla ya da guruları tarafından buyrulan mantraları ezberden okumakla geçirirler. İnsanlara özgü bilinç düzeyinin üstüne hiç çıkmaksızın ya da tanrısalı deneyimlemeksizin, uzun yıllar pratiklerini sürdürürler.

Hindistan'da, tinsel deneyime karşı duydukları yakıcı susuzluğu dindirmek için kendilerine aşırı boyutta işkenceler uygulayan ve hatta kendilerini sakatlamaya başvuran çileciler de vardır. Çıplak bedenleriyle çivili yataklar üzerinde yatar ya da kollarından birini körelene ve bir kütük gibi duyarsızlaşana dek sürekli olarak yukarıda tutarlar. Kimileri ağaçlara başaşağı asılır, yanan bir ateşten çıkan keskin dumanları solur, kimileri de günlerce ve haftalarca tek bacakları üstünde durur. Dahası, görme yeteneklerini yitirinceye dek, parlayan güneşe gözlerini ayırmadan bakanlar bile vardır.

Hindistan'da, kenevirden elde edilen karışımları (haşhaş ve marihuana) aşırı dozlarda çeken ya da yiyen çileciler de vardır, bunlar çoğu kez gece gündüz uyuşturucunun etkisi altında kalırlar. Bu pratikler Hindistan'da tek bir aydınlanmış tin üretmeksizin yüzyıllardır rağbet görmektedir. Uyuşturucu alan münzevilerin sayısı yüzbinleri bulur ve bunlar hem kendileri hem de başkaları için birer mutsuzluk kaynağıdır. Sanrıya neden olan ve sarhoş eden uyuşturucular, Tanrısalı gerçekleştirme yolunda yardımcı değil, aşılmaz birer engeldir.

"Yoga" sözcüğünün birleştirmek ya da kavuşturmak anlamına gelen Sanskritçe yuj kökünden türemiş olması ilginçtir. Dolayısıyla yoga, bireysel ruhun evrensel tin ya da bilinçle birleşmesini imler. Tüm otoritelere göre, tanrısalla en son birlik durumunun başarılması aşırı derecede zordur. "Birçok doğumdan sonra," der Bhagavad Gita, "ayrım yapan arayıcı bana erişir, tüm bunların (yaratılanların) Rab (Lord) olduğunu söyler. Böyle büyük bir ruhu bulmak zordur." Tantralara göre, Hatha yogayı seçen binlerce kişiden ancak biri başarılı olur.

Bu ulaşılması zor "birliği" daha yakından inceleyelim. Batıda yoganın meditasyon tekniklerini uygulayan milyonlarca kişiden kaçı gelişmiş bir bilince erişmiştir? Kaçı çok eski zamanlardan bu yana bu kutsal girişimin başarısıyla ilişkili sayılan daha yüksek bilgeliğin sonsuz mutluluğu ve kendiliğinden akış halini kazanmıştır? Kaçı başka arayıcıları esinlendirebilmek ve yolda onlara kılavuzluk edebilmek adına, aşkınsal olana bir anlık bakış sağlayacak kendi tinsel deneyimlerini yayımlamıştır?

Hindistan'da, son yüz yıl süresince aydınlanmış insanların sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Eski zamanlarda, vahiye mazhar olmak, tinsel aydınlanmanın ilk sınamasıydı. Upanişadlar'ın ünlü kahinleri--hatta Buda da--kendi deneyimlerinin gerçekliği için kanıtlar göstermek zorundaydılar.

Öyleyse yoganın ereği, adanmışın imanı ve inancı ölçüsünce, Tanrı, Brahman, Christ ve Krişna gibi tinsel varlıklar, Evrensel Bilinç, Atman ya da Tanrısallık . . . ile birlik haline erişmektir.

Aziz Pavlus, Assisili Aziz Francis, Azize Teresa, Areopagus üyesi Dionysius, Sienalı Azize Catherine, Suso gibi Hıristiyan mistiklerin kayda geçirilmiş deneyimlerinden; aralarında Şems-i Tebrizi, Rumi, Ebu Yezid, el-Nuri ve el-Cüneyd'in de bulunduğu Sufi ustalardan; ve Kabir, Guru Nank, Shankaracharya, Ramakrishna, Ramana Maharshi gibi yoga ustalarının deneyimlerinden anlıyoruz ki, temel özellikleri açısından deneyim aynıdır.

Esrime ya da kendinden geçme sırasında bilinç dönüşür ve yogi, sufi ya da mistik, kendini karşı konulamaz bir Huzur ile doğrudan ilişki içinde bulur. Bu sıcak, canlı, bilinçli Huzur, her yere yayılır ve adanmışın bütün zihnini ve düşüncesini kaplar; kişi tefekkürde yitmiş ve dünyadan bütünüyle habersiz duruma gelir.

Mistik deneyim bir kurtarıcınınki, bir peygamberinki gibi tanrısallaşmış bir kişilik ya da bedenlenmede, bir shunya, yani boşlukta, adanmışın zihninde bulunan Tanrı imgesinde ya da sonu olmayan bir varlık dünyasında sonsuz uzamın verdiği bir okyanus duygusunda merkezleşebilir. Mistik deneyimde önemli olan yalnızca görünün ortaya çıkması değildir. Yarı uyanık koşullarda ve histeride, hipnozda, delilikte, uyuşturucuların ve sarhoş edici maddelerin etkisi altında da gözler önüne görüntüler gelebilir.

Dünya üzerinde bilinen her şeyi aşan bir görünün uyandırdığı huşu ve hayret duygusu, görünün doğasında vardır. Kişinin varlığının genişlemesi, o yüksek kişilik ya da Huzur ile sonsuz birlik duyusu, karşı konulmaz sevgi, bağlılık ve teslimiyet duyguları deneyimin belirtileridir ve bu dünyaya ait olmayan bir varlık haliyle canlı ilişki kurmak deneyimi son derece önemli kılar.

(…)

J.Krishnamurti
 

J.K.'nın yaşam öyküsüne, fotoğraflarına, günlüğünden alıntılara, kısa video kayıtlarına ulaşabileceğiniz J.K. köşesi...

 

 


Leylek Kitap


Copyright © Ayna Yayınevi 2011


Cağaloğlu Yokuşu Edes Han No:40 K:2 Cağaloğlu - İSTANBUL
Telefon: 0 212 513 80 19 - Faks: 0 212 513 81 09



designed by denizdemirdöven 
Deniz Demirdöven