Ayna Yayinevi
Ana Sayfa  |  Kitaplar  |  Yeni Çıkanlar  |  Çok Satanlar  |   Yazılar  |  Site Haritası  |  İletişim
 
Bir deger girmelisiniz !

Yeni Çıkanlar
 
Tanrıça'nın Sihri ve Gü..
Kadîm Pythagoras Kardeş..
Yahûdî Mistisizmi’ne Gi..
Kadîm Viking İrfânı..
Tanrıça Gizemleri..
Yeni Binyılın Toltekler..
Toltek Yolu İle Duygusa..
Yıldızların Şarkısı..
Kadîm Bilgelik..
Aşk, Bekârlık Yemîni ve..
 

Çok Satanlar
 

Kadîm Viking İrfânı..

Tanrıça Gizemleri..
Yeni Binyılın Toltekle..
Toltek Yolu İle Duygus..
Yıldızların Şarkısı..
Kadîm Bilgelik..
İsa ve Kayıp Tanrıça..
Kabballah..
Aydınlanma Nedir?..
Özgürlük Üzerine..

Yazılar
 

Gerçek Dünyâda Şamanla..
Hâlen Varlığını Sürdü..
Jung Mistisizmi’ne Gir..
Kabbalah Bilgeliği..
Kitty Ferguson ve Pyth..
Kutsal Metinlerde “Tan..
Timothy FREKE ve Peter..
Yüzüklerin Efendisi ve..
Zulu Şaman..


Hayalin Derinlikleri ve New Age Yazıları

- Cengiz ERENGİL
1914 yılının ekim ayında
kırk dokuz yaşında
hayatının en verimli çağında
bakırdan zehirlenerek vefat eden Ahmet Hilmi'nin
düşmanları tarafından zehirlendiği söylenir....


Bir tesadüf oldu ve Büyük Olay'ı ben de başkalarıyla birlikte paylaştım.

Bir Yazı Cemiyeti'nin üyeliğine kabul edilmiştim, toplantılarına ve yolculuklarına katılıyordum. Eczacı bir Sufi Üstad başlatmıştı herşeyi...Kendimi gökyüzünden gelmiş parlayan bir yıldız gibi görüyordum. Bir simyacı gibi eski metinlerdeki incileri topluyorduk. Geleneğin ışığıyla an'ı aydınlatıyorduk. Farklı bir geleceğe yelken açıyorduk. Bir Hindistan yolculuğunda kumral bir kadın Guru'ya aşık olmuştum. Ona olan sevgimi ispatlamak için bir yaz günü Açmış Erik Ağacının altında başımı kucağına yaslayıp ölmeyi bile düşünmüştüm. İkimizin içinde olduğu sessiz ve beyaz rüyalar görmüştüm.

Gün geldi herkesle yollarımız ayrıldı...

Artık yitirmekte olduğum anılar her gün biraz daha dibe çöküyor, kil tabakasına karışıp silikleşiyor belleğimde. Hatıra eşyalarım arasında bir Relic yüzük, bir Magon David, birkaç elyazması, birkaç günlük ve siyah bir Kartal Tüyü. Kartal Tüyü hem kılavuzluk yapar yol gösterir hem de sessiz ruhlar için koruyucudur.

Konuşmacılar arasında bir Alman yazar da vardı, adı neydi unuttum.
Cemiyet sırrı mı yoksa mezarlıkta bir barakada düzenlenen o törenler mi unutturdu Doğuya Yolculuk kitabının yazarını sana.

Genelde neler konuşuluyordu o toplantılarda, anımsa...Şeyleri ve halleri Fıtrat Dilindeki isimleriyle adlandırmak...Başka...Shekinah...Başka...Realization of True Identity. Hakiki Kimliğin Gerçekleştirilmesi...

Anlam, Birlik, Bütünlük, Hakikat...

Modernizmde bütün bunlar yokedilmişti.
James Joyce, Umberto Eco ve Orhan Pamuk gibi modernistlerin yöntemleri
"belleği karıştırma", "değerleri bozma", "tarihi çarpıtma", "kimliği değiştirme", "kültürel sembolleri kırma", "şeytanın esinlemesiyle yazma" üzerine temelleniyordu. Benjamin'in Baudelaire'in şiirleri için söylediği gibi, bu yazarların yazıları da "halesizdi" artık. Ses ile bağını koparmış bir El'in yazılarıydı bunlar.

Postmodernizmde yeniden geleneğe dönüş başlamıştı. Yazma edimi ontolojik bir kategoriydi artık.Modernizmin bulanıklığından, sisinden , karabasanından kurtulma arzusuydu bu.

New Age yazınında olumlu yönde dönüşüm geçiren kahramanlar yer almaya başlamıştı. Yüksek bir anlam ve amacın peşinde olan kahramanlar Mahatma Gandi, Martin Luther King, İlyas Peygamber, Sidharta, Fahri Babaydı artık. Ya da Richard Bach, Jiddu Krishnamurti, Asaf Hâlet Çelebi örneklerindeki gibi bizzat yazarın kendisiydi.

Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi'nin A'mâk-ı Hayal romanının kahramanları ise Aynalı Baba ve Raci'ydi.

Büyük Olay günü içimde tuhaf bir sıkıntı, tarifi imkansız bir keder vardı. Ayna yayınevindeki işlerimin bitmesini bile bekleyemeden Aynalı Baba'nın yanına koştum. Beni görünce gülümsedi ama her zamanki gülümsemesi, her zamanki yüz ifadesi değildi bu.
- Eee, evlat! Ben artık buralardan göçüyorum. Beden olarak bu dünyadan ayrılmamın zamanı geldi. Allah yardımcın olsun! Yarın sabah sana zahmet, buraya bir uğra. Sana beni hatırlaman için bir heybe içinde birkaç şey bırakıyorum. Beni gönlünden hiç çıkarma ki, her an seninle birlikte olayım!

deyince daha fazla dayanamadım ve kendime hâkim olamayarak hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.

Aynalı da ağlayarak beni bağrına bastı:

- Elden ne gelir evlât. Gelenlerle gidenlerin dünyasıdır bu dünya... Sakın görünüşüne aldanma! Biz "O her an farklı bir şendedir" emrinin dışına çıkamayız ki!

Geç vakitlere kadar yanında kaldım. Saatler ne kadar da çabuk akıp gitmişti, bir şimşek gibi... İkimiz de son derece üzgündük. İçimiz yana yana birbirimize veda ettik.

Bütün gece uyku tutmadı beni. Sabah olur olmaz mezarlığa koştum. Hafif ve hoş bir seher yeli esiyordu. İçim korku ve endişeyle doluydu.

Bir de baktım o koca Aynalı, o sırf nurdan ibaret mübârek çok sevdiği çitlembik ağacının altında, kollarını göğsünde kavuşturmuş yatıyor.

Yüzünde sanki güzel bir rüya görüyormuş gibi hoş ve tatlı bir gülümseme vardı. Yanına yaklaştım, ellerine sarıldım. Yanağımdan süzülen sevgi ve özlem gözyaşları ellerini ıslatmıştı. Saatlerce ağladım... ağladım...

Ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Gönlüm bir türlü ondan ayrılmaya razı olmuyordu. Kendimi kaybetmiş halde ayağa kalktım. Sarhoş gibiydim, ayakta bile zor duruyordum.

Sevdiklerinden oluşan küçük bir cemaat ile onu ebediyete uğurladık.

Aynalı Baba'yı sevdiği ağacın altına defnettik.

İçimi kemiren bu büyük acıyla akşama kadar gayesiz, başıboş bir serseri gibi ortalıkta dolaştım. Gecem eski günleri anmakla geçti. Hey Koca Shiptar!

Ertesi gün Baba'nın bıraktığı yadigârlar aklıma geldi. Hüzün dolu bir halde kulübeye gittim. Bana ufak bir heybe bırakmıştı. İçinden biri büyük ikisi küçük cezve takımı, dört beş porselen fincan, yüz gram şeker, birkaç pişirimlik kahve, el yazması bir Kur'ân, siyah deri kaplı küçük bir cep defteri çıktı.

Deftere baktığımda, Aynalı Baba'nın yazısının çok hoş adeta inci gibi olması dikkatimi çekti. Tıpkı kendisi gibi yazısı da göz okşuyordu. Bu defterde ârifâne yazılmış şiirler, hikmetle yoğrulmuş yazılar vardı. Yazılara bakarken latif bir Beyaz Işık insanın yüzünü kaplıyor, insanı berzah alemine sokuyordu.

Okunmasında hiçbir mahzur görmediğim, aksine herkesin faydalanacağını düşündüğüm birkaç yazıyı sizlere de sunmak istiyorum.

Bir tesadüf oldu ve bu Büyük Olay'ı ben de başkalarıyla birlikte paylaştım...


E Dergisi, Eylül 2002
Sayı 42 s:76-77

J.Krishnamurti
 

J.K.'nın yaşam öyküsüne, fotoğraflarına, günlüğünden alıntılara, kısa video kayıtlarına ulaşabileceğiniz J.K. köşesi...

 

 


Leylek Kitap


Copyright © Ayna Yayınevi 2011


Cağaloğlu Yokuşu Edes Han No:40 K:2 Cağaloğlu - İSTANBUL
Telefon: 0 212 513 80 19 - Faks: 0 212 513 81 09



designed by denizdemirdöven 
Deniz Demirdöven