Ayna Yayinevi
Ana Sayfa  |  Kitaplar  |  Yeni Çıkanlar  |  Çok Satanlar  |   Yazılar  |  Site Haritası  |  İletişim
 
Bir deger girmelisiniz !

Yeni Çıkanlar
 
Tanrıça'nın Sihri ve Gü..
Kadîm Pythagoras Kardeş..
Yahûdî Mistisizmi’ne Gi..
Kadîm Viking İrfânı..
Tanrıça Gizemleri..
Yeni Binyılın Toltekler..
Toltek Yolu İle Duygusa..
Yıldızların Şarkısı..
Kadîm Bilgelik..
Aşk, Bekârlık Yemîni ve..
 

Çok Satanlar
 

Kadîm Viking İrfânı..

Tanrıça Gizemleri..
Yeni Binyılın Toltekle..
Toltek Yolu İle Duygus..
Yıldızların Şarkısı..
Kadîm Bilgelik..
İsa ve Kayıp Tanrıça..
Kabballah..
Aydınlanma Nedir?..
Özgürlük Üzerine..

Yazılar
 

Gerçek Dünyâda Şamanla..
Hâlen Varlığını Sürdü..
Jung Mistisizmi’ne Gir..
Kabbalah Bilgeliği..
Kitty Ferguson ve Pyth..
Kutsal Metinlerde “Tan..
Timothy FREKE ve Peter..
Yüzüklerin Efendisi ve..
Zulu Şaman..


Beynin İçine Bakmak

Temel Bilinç - Nick HERBERT
Beyin artık bilinç organı olarak tanımlandığı için, zihinbilimciler bu organı anatomistlerin incelerken yaptığı gibi soğuk ve cansız bir yapı şeklinde ele almak yerine, çalışırken incelemenin yollarını bulmaya uğraşıyorlar.

Cerrahlık sanatının belirli uçları yaşayan beyin hakkındaki bilgimizi arttırmıştır; örneğin, Wilder Penfield'ın bilinçli hastaların açık korteksini doğrudan uyarımı ve James Olds ve ekip arkadaşlarının insan beynindeki zevk ve acı merkezlerini tahrik etmesi gibi. Ancak, yaşayan beynin cerrahi araştırması sadece alışılmadık durumlarda kanıtlanabilir. Zihnin günlük çalışmasıyla ilgili yoğun merakımızı gidermek için cerrahın neşterinden daha az saldırgan araçlara ihtiyacımız var.

Dinamiti icat eden Alfred Nobel, bilim, edebiyat ve dünya barışı konularındaki büyük başarıları ödüllendirmek için Nobel Ödüllerini ortaya çıkarmıştır. Fizik dalındaki ilk Nobel Ödülü, X ışınlarını keşfinden dolayı Wilhelm Roentgen'e verilmişti. Normal ışıktan 10.000 kat daha fazla enerji yüklü elektromanyetik radyasyonun bir formu olan X ışınları, yaşayan bedenin iç resmini çıkararak tıp bilimine değer biçilemez bir katkı getirmiştir. Eski moda X-ışını fotoğrafı son zamanlarda, hareket edebilen X-ışını kaynağı ve sabit tarayıcı düzeninden oluşan modern bir teknikle desteklenmiştir. Bu tarayıcılardan gelen bilgi bir bilgisayarla toplanır ve CAT tarama (bilgisayar eksenli tomografi) adı verilen bir teknikle beyin veya başka bir parçanın üç boyutlu görüntüsü ortaya çıkar. Et, bu ışınlar için göreceli olarak daha şeffaf olduğundan, X ışınları beyin gibi yumuşak dokuları incelemekten çok, kemik yapılarını görmeye uygundur. Doktorlar bağırsaklarınızı X ışınlarına karşı daha kesif duruma getirmek için baryum (ağır metal) lavman uygulaması yaparlar.

Son zamanlarda geliştirilmiş olan NMR (nükleer manyetik rezonans) veya MRI (manyetik rezonans görüntüleme) tekniği, X ışınlarıyla oluşturulan kemik taramalarını tamamlayan yumuşak dokuların detaylı resimlerini oluşturabilmektedir. Ayrıca, MRI cihazı manyetik alanlar ve radyo dalgaları kombinasyonuyla vücudu inceler; bu kombinasyondaki iki unsur da, X ışınlarının bazen zarar verebilen etkileriyle kıyaslandığında, bildiğimiz kadarıyla zararsızdır. MRI cihazı zayıf radyo sinyallerini çıkarmak için vücuttaki hidrojen atomlarını harekete geçirmek şeklinde çalışır. Daha sonra bu atomik radyo istasyonlarının yoğunluk ve konumunun üç boyutlu bir haritasını çıkarır. Vücuttaki yumuşak dokuların çoğu üçte ikisi hidrojen olan sudan oluştuğu için, bu işlem beyin de dahil olmak üzere, vücudun etli iç kısmının detaylı bir resmini meydana getirir. MRI cihazı beynin statik resmini oluşturur; diğer teknikler beynin sürekli devam eden faaliyetlerini göstermek için kullanılır.

BEAM tekniğinde (beyin elektriksel faaliyet haritası) çoklu elektrodlar kafatasına bağlanır ve her elektrodun voltajı renkli bir ekranda kayan elektriksel kalıpları gösteren bir bilgisayara gönderilir. BEAM beyinle ilgili gerçek bir hava durumu haritasıdır ve beynin dış zarı yüzeyinde oluşan elektriksel "beyin fırtınaları" konumunu açığa çıkarır. Ancak, kafa yüzeyindeki elektriksel faaliyet, içerideki karmaşık faaliyeti belirsiz bir şekilde yansıtır.

Beyin sapındaki elektriksel faaliyet, kafatası voltajlarında sadece dolaylı olarak yansıtıldığı için, bilinçteki büyük değişiklikler --örneğin, komadan uyanıklığa geçişteki-- kafatası elektriğindeki büyük değişikliklerle karşılaştırılmadan meydana çıkabilir. Beyin, videonuzu besleyen korumalı kablolarda olduğu gibi, elektrik sinyallerinin dış dünyaya sızmasını önlemek amacıyla bilerek tasarlanmış gibi görünmektedir.

Beyin, iletken bir sıvı içinde bulunur ve televizyon kablosunu elektriksel olarak koruyan geçirgen metal kılıfa benzeyen, nem geçirgen destekleyici bir dokuyla sarılmıştır. Ayrıca, televizyon kablosunun koruyucu lastik kaplamasına benzer, ince yalıtıcı bir katmanla (kafatası) kaplanmıştır. Bunun üzerinde de, kafatasının tamamını içine alan saçla kaplı ikinci bir iletken zar vardır. Beynin çoklu elektriksel bariyerlerinden geçmeyi başarabilecek elektrik sinyallerinin çok sağlam olması ve içeride derinlerde devam etmekte olan gizli elektriksel değişikliklerin bir temsilcisi olmaması gerekir.

Baş, elektrik sinyallerine karşı kapalı olsa da, manyetizme karşı tamamıyla açıktır. Beyindeki her elektrik sinyali aynı zamanda zayıf bir manyetik alan yarattığı için, ilke olarak manyetik bir beyin dalgası sensörü beyindeki derin elektrik faaliyetlerinin net bir resmini çıkarabilir. Beyindeki manyetik faaliyetin kabataslak resimleri SQUID (süper iletken kuantum karışım cihazı) manyetometrelerle elde edilmektedir, ama beyinde oluşan manyetik faaliyetlerin haritasının çıkarılması, manyetik beyin sinyallerinin zayıf olması (beyin manyetizmi dünyanın manyetik alanından 100 milyon kez daha zayıftır) ve sıfır dereceye kadar soğutulan büyük vakum kaplara bağlanması gereken çok büyük boyda süper iletken detektörler nedeniyle geliştirilememektedir. Yapılması ümit edilen oda sıcaklığındaki süper iletkenlerin ilk vereceği sonuç, yaşayan beynin derinliklerindeki manyetik faaliyet resminin çıkarılmasının çok büyük çapta ilerlemesi olabilir.

Beynin iç faaliyetini görmenin başka bir yöntemi de PET (pozitron emisyon tomografisi) tekniğidir. PET tekniğinde, kan dolaşımına kısa ve çok az dozda radyoaktif şeker verilir. Şeker, beynin metabolik faaliyetinin en yüksek olan kısımlarına, yani "en çok çalışan" beyin merkezlerine gider. Bir pozitron (çok minik zıt madde) yayarak beyindeki varlığını belli eder; bu pozitron sıradan maddeyle temas edince patlar ve iki tane güçlü gamma ışını oluşturur. Beyin bu radyasyon türüne neredeyse tamamıyla açıktır. Başın çevresinde bulunan gamma ışını detektörleri bu iki ışını alırlar ve bir bilgisayar kafatasının derinliklerindeki köklerine gidene kadar bunların izledikleri yolu takip eder. Bu gamma ışınları bilgisayarın, beynin şeker metabolizmasının kayan yapısının üç boyutlu bir renkli televizyon görüntüsü halinde göstermesine yardımcı olan işaret görevini yapar. PET, Kety'nin beyin çalışması ölçümlerinin dinamik bir versiyonudur. Sadece beyin metabolizmasındaki tüm değişiklikleri kaydetmekle kalmaz, aynı zamanda beynin sahibi çok çeşitli zihinsel işleri yürütürken beynin çalışmasının değişik beyin merkezlerine dağıtılmasındaki değişimi de etkin olarak resimler.

Ölü beyni yıllarca anatomistlerin bıçağıyla inceleyip, parçalara ayrılmış beyin hücrelerini optik ve elektron mikroskoplarla gözledikten sonra, artık çalışan beynin derinliklerine bakmaya, beynin kendi elektriksel ve manyetik etkilerinin yanısıra radyo dalgalarını ve gamma ışınlarını da akıllıca kullanmaya başlıyoruz.

J.Krishnamurti
 

J.K.'nın yaşam öyküsüne, fotoğraflarına, günlüğünden alıntılara, kısa video kayıtlarına ulaşabileceğiniz J.K. köşesi...

 

 


Leylek Kitap


Copyright © Ayna Yayınevi 2011


Cağaloğlu Yokuşu Edes Han No:40 K:2 Cağaloğlu - İSTANBUL
Telefon: 0 212 513 80 19 - Faks: 0 212 513 81 09



designed by denizdemirdöven 
Deniz Demirdöven