Ayna Yayinevi
Ana Sayfa  |  Kitaplar  |  Yeni Çıkanlar  |  Çok Satanlar  |   Yazılar  |  Site Haritası  |  İletişim
 
Bir deger girmelisiniz !

Yeni Çıkanlar
 
Tanrıça'nın Sihri ve Gü..
Kadîm Pythagoras Kardeş..
Yahûdî Mistisizmi’ne Gi..
Kadîm Viking İrfânı..
Tanrıça Gizemleri..
Yeni Binyılın Toltekler..
Toltek Yolu İle Duygusa..
Yıldızların Şarkısı..
Kadîm Bilgelik..
Aşk, Bekârlık Yemîni ve..
 

Çok Satanlar
 

Kadîm Viking İrfânı..

Tanrıça Gizemleri..
Yeni Binyılın Toltekle..
Toltek Yolu İle Duygus..
Yıldızların Şarkısı..
Kadîm Bilgelik..
İsa ve Kayıp Tanrıça..
Kabballah..
Aydınlanma Nedir?..
Özgürlük Üzerine..

Yazılar
 

Gerçek Dünyâda Şamanla..
Hâlen Varlığını Sürdü..
Jung Mistisizmi’ne Gir..
Kabbalah Bilgeliği..
Kitty Ferguson ve Pyth..
Kutsal Metinlerde “Tan..
Timothy FREKE ve Peter..
Yüzüklerin Efendisi ve..
Zulu Şaman..

Nityananda'nın anlatımı

Bay Warrington tam zamanında yetişti. Evin önünde birkaç metre uzakta narin, ince yeşil yaprakları olan genç bir biber ağacı var, şimdi dalları kokulu çiçeklerle dolu, bütün gün boyunca vızıldayan arılar, küçük kanaryalar ve sinek kuşları ona dadanıyor. Bay Warrington Krishna'nın o ağacın altına gitmesinde ısrar etti. Krishna ilkin gitmedi, ama sonra kendi isteğiyle gitti. Yıldızların aydınlattığı bir karanlık vardı, Krishna gökyüzüne uzanan ince, kara yaprakların altında oturuyordu. Hâlâ bilinçsizce mırıldanıyordu, ama birden rahatlayarak içini çekti ve bize "Oh, beni buraya neden daha önce göndermediniz?" dedi. Ardından kısa bir sessizlik oldu.

Sonra bir ezgi mırıldanmaya başladı. Neredeyse üç gün boyunca ağzından tek bir söz çıkmamış, bedeni bu yoğun gerilim nedeniyle bitkin düşmüştü. Oldukça yorgun bir sesle Adyar'daki tapınakta her gece söylenen mantrayı okuyordu. Sonra sessizlik oldu.

Yıllar önce Taormina'da Krishna, Buda'nın dilenci giysileri içindeki güzel bir resmine derinlere dalmış gözlerle baktığında, mutluluk dolu bir an, tanrısal Ulu Varlığı duyumsamıştık. Bu gece de Krishna genç biber ağacının altında şarkısını bitirince, Bo ağacının altında oturan Buda'yı düşündüm, ve yine, Krishna'yı daha önce kutsadığında olduğu gibi, huzur dolu vadiye bir ışık dalgası yayıldığını duyumsadım. Gözlerimizi ağaca dikmiş her şeyin yolunda olup olmadığını merak ediyorduk, çünkü artık tam bir sessizlik egemendi. Bakarken birden ağacın üstünde büyük bir Yıldızın parladığını gördüm, Krishna'nın bedeninin Ulu Varlık için hazırlandığını anladım. Eğilip Bay Warrington'a Yıldızı gösterdim.

Her yer ulu bir varlıkla doldu, dizlerimin üstüne çöküp yere kapanmak istedim, çünkü hepimizin kalbindeki Büyük Lordun geldiğini biliyorduk, onu göremesek de varlığının görkemini duyumsuyorduk. Sonra Rosalind gözlerini açtı ve gördü. Yüzü hiç kimsede görmediğim bir biçimde değişti, çünkü o gecenin görkemini fiziksel gözlerle görecek kadar kutsanmıştı. Bize "O'nu görüyor musunuz, O'nu görüyor musunuz?" derken yüzünün biçimi değişiyordu, kutsal Maitreya'yı görmüştü. O'nu bir anlığına da olsa görebilmek için milyonlarca insan O'nun beden bulmasını bekler, ama Rosalind'in masum gözleri vardı ve O'na büyük bir içtenlikle hizmet etmişti. O'nu göremeyen bizlerse yıldızların ışığı altında Rosalind'in kendinden geçmiş solgun yüzüne yansıyana gecenin Nurunu seyrediyorduk.

Rosalind'in bakışlarını hiçbir zaman unutmayacağım; ben göremiyordum ama Maitreya'nın varlığı içimi doldurmuştu, O'nun bize döndüğünü ve Rosalind'e bir şeyler söylediğini duyumsuyordum; "Yapacağım, yapacağım" diye yanıt verirken Rosalind'in yüzü kendinden geçmiş bir halde kutsallıkla parlıyordu; sanki büyük bir sevinçle söz veriyordu. Ona baktığımda yüzünün nasıl göründüğünü asla unutamayacağım; neredeyse ben bile onun gördüğüyle kutsanmıştım. Yüzü kalbinin nasıl kendinden geçtiğini gösteriyordu, varlığının en derin yanı O'nun varlığıyla alev alev yanıyordu, ama gözleri görüyordu. Sessizce O'nun beni hizmetçisi olarak kabul etmesi için yalvardım, hepimizin kalbi bu yalvarışla dolmuştu. Uzaklarda alçak sesle tanrısal bir ezginin çaldığını duyduk; Gandharva'ları göremesek de hepimiz onları duyuyorduk.

Varlıkların ışıması ve görkemi yaklaşık yarım saat sürdü. Rosalind her şeyi görüyor, titriyor, neredeyse sevinçten hıçkırıklara boğuluyordu, sık sık "Bakın, görüyor musunuz?" ya da "Müziği duyuyor musunuz?" diye soruyordu. Hemen ardından Krishna'nın ayak seslerini duyduk ve karanlığın içinden beyaz giysiler içinde geldiğini gördük; her şey sona ermişti. Rosalind, "İşte geliyor; gidin getirin onu" diye bağırdı ve neredeyse baygın bir halde sandalyesine yığıldı. Kendine geldiğinde ne yazık ki hiçbir şey, hiçbir şey anımsamıyordu; belleğinden hepsi silinmişti, yalnızca kulaklarında müziğin sesi kalmıştı.

<<geri<<

J.Krishnamurti
 

J.K.'nın yaşam öyküsüne, fotoğraflarına, günlüğünden alıntılara, kısa video kayıtlarına ulaşabileceğiniz J.K. köşesi...

 

 


Leylek Kitap


Copyright © Ayna Yayınevi 2011


Cağaloğlu Yokuşu Edes Han No:40 K:2 Cağaloğlu - İSTANBUL
Telefon: 0 212 513 80 19 - Faks: 0 212 513 81 09



designed by denizdemirdöven 
Deniz Demirdöven