Ayna Yayinevi
Ana Sayfa  |  Kitaplar  |  Yeni Çıkanlar  |  Çok Satanlar  |   Yazılar  |  Site Haritası  |  İletişim
 
Bir deger girmelisiniz !

Yeni Çıkanlar
 
Tanrıça'nın Sihri ve Gü..
Kadîm Pythagoras Kardeş..
Yahûdî Mistisizmi’ne Gi..
Kadîm Viking İrfânı..
Tanrıça Gizemleri..
Yeni Binyılın Toltekler..
Toltek Yolu İle Duygusa..
Yıldızların Şarkısı..
Kadîm Bilgelik..
Aşk, Bekârlık Yemîni ve..
 

Çok Satanlar
 

Kadîm Viking İrfânı..

Tanrıça Gizemleri..
Yeni Binyılın Toltekle..
Toltek Yolu İle Duygus..
Yıldızların Şarkısı..
Kadîm Bilgelik..
İsa ve Kayıp Tanrıça..
Kabballah..
Aydınlanma Nedir?..
Özgürlük Üzerine..

Yazılar
 

Gerçek Dünyâda Şamanla..
Hâlen Varlığını Sürdü..
Jung Mistisizmi’ne Gir..
Kabbalah Bilgeliği..
Kitty Ferguson ve Pyth..
Kutsal Metinlerde “Tan..
Timothy FREKE ve Peter..
Yüzüklerin Efendisi ve..
Zulu Şaman..

24.10.1961


Ay tepelerin üzerinde yeni yeni yükseliyordu, onu olağanüstü bir biçime bürüyen uzun, yılan gibi bir buluta yakalanmıştı. Öylesine büyüktü ki, tepeler, topraklar, yeşil çayırlar yanında cüce gibi kalmıştı; yükseldiği alan daha açıktı, daha az bulut vardı, ama ay kısa sürede koyu renkli yağmur bulutlarının arasında gözden yitti. Yağmur çiselemeye başlamış, toprak ferahlamıştı. Buralarda pek sık yağmur yağmaz, onun için her damla değerlidir. Banyan, demirhindi ve mango ağaçlarının biraz beklemesi gerekirdi, ama küçük bitkiler ve pirinçler azıcık bir yağmurda bile sevinirdi. Ne yazık ki bu birkaç damla da kesildi ve ay berrak gökyüzünde parlamaya başladı. Kıyıda yağmur bardaktan boşalırcasına yağıyordu, ama burada, yağmura gerek duyulan yerde, yağmur bulutları geçip gitmişti. Güzel bir akşamdı, çevreye kopkoyu gölgeler vuruyordu. Ay son derece parlak, gölgeler son derece hareketsizdi ve yağmurla yıkanan yapraklar parıl parıl parlıyordu. Konuşup yürürken, sözcüklerin ve gecenin güzelliğinin ardında bir yoğunlaşma yaşanıyordu, Büyük bir derinliğe, içten dışa, dıştan içe coşarak yoğunlaşmaya devam ediyor, patlıyor, yayılıyordu. Farkına varılıyordu, işte orada gerçekleşmekteydi; deneyimlenmiyordu, hayır, deneyimlemek sınırlandırmaktır; yalnızca oluyordu. Hiçbir şeyin katılımı söz konusu değildi; düşünce bunu paylaşamazdı, çünkü düşünce son derece boş ve mekanik bir şeydir, duygunun da hiçbir ilgisi olamazdı; düşünce için de, duygu için de rahatsız edici düzeyde etkin bir durumdu hu. Böylesine bilinmez bir derinlikte gerçekleşiyordu, ölçülemez bir derinlikte. Ama çok büyük bir dinginlik vardı. Oldukça şaşırtıcı, ama kesinlikle sıradan değil.

Koyu renkli yapraklar parlıyordu, ay oldukça yükseğe çıkmıştı; batı kıyısının üzerinde odaya doluyordu. Şafağa daha saatler vardı, çevrede hiç ses yoktu, acı acı havlayan köpekler bile sessizdi. Uyanıldığında, tam oradaydı, açık seçik ve kararlı bir biçimde; orada başkalık vardı, uykuya değil, uyanıklığa gereksinim vardı. Son derece açıktı, ne olduğunun farkına varmak, tam bilinçle ne olduğunun farkına varmak gerekiyordu.

Uyuyorsanız bu elbette bir düş, bilincin bir göstergesi, beynin bir oyunu olabilirdi; ama bütünüyle uyanıkken, bu garip ve bilinemeyen başkalık, elle tutulur bir gerçek, bir olguydu, kesinlikle bir yanılsama, bir düş değildi. Deyim yerindeyse, hafiflik ve anlaşılamaz bir güç niteliğine sahipti. Yine de bu sözcüklerin belirli, kesin ve iletilebilir anlamları var, ama başkalık sözcüklere dökülmek zorunda olduğunda, bütün anlamlarını yitiriyor; sözcükler simgedir, ama hiçbir simge gerçekliği yansıtamaz. Orada öylesine bozulmaz bir güçle duruyordu ki, hiçbir şey onu yok edemez, ona yaklaşamazdı. Alışkın olduğunuz bir şeye yaklaşabilirsiniz, iletişim kurabilmek için aynı dilden konuşmalısınız, sözlü ya da sözsüz bir düşünce süreciniz olmalı, her şeyin ötesinde karşılıklı tanışıklık olmalı. Bunların hiçbiri yoktu. Siz, bunun böyle ya da başka türlü bir şey olduğunu, böyle ya da başka nitelikleri olduğunu söyleyebilirsiniz; ama o oluş anında söze gelen hiçbir şey yoktu, çünkü beyin bütünüyle dingindi, hiçbir düşünce hareketi söz konusu değildi. Başkalık hiçbir şeyle ilişkili değildir, bütün düşünce ve oluş bir etki-tepki sürecidir, bu nedenle o anı anlamak ya da ilişkisini anlamak söz konusu değildi. O, yanına yaklaşılamayan bir alevdi, ona yalnızca uzaktan bakabilir, yanına yaklaşamazdınız. Birdenbire uyanınca oradaydı. Onunla birlikte beklenmeyen bir kendinden geçiş, uslamlanamayan bir coşku hali geldi; nedeni yoktu, çünkü hiçbir biçimde aranmamış, hiç peşinden koşulmamıştı. Her zamanki saatte uykudan uyanınca bu kendinden geçme hali yinelendi; oradaydı ve uzunca bir süre devam etti.

geri dön

J.Krishnamurti
 

J.K.'nın yaşam öyküsüne, fotoğraflarına, günlüğünden alıntılara, kısa video kayıtlarına ulaşabileceğiniz J.K. köşesi...

 

 


Leylek Kitap


Copyright © Ayna Yayınevi 2011


Cağaloğlu Yokuşu Edes Han No:40 K:2 Cağaloğlu - İSTANBUL
Telefon: 0 212 513 80 19 - Faks: 0 212 513 81 09



designed by denizdemirdöven 
Deniz Demirdöven